26 Aralık 2010 Pazar
YENİ BİLGİ YENİ KONU
7 Ocak 2010 Perşembe
ADNAN OKTAR'IN ESERLERİNDEN DERLENMİŞTİR
BÜTÜN MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR - VİDEO
ADAMLIK DİNİ (1) - VİDEO
ADAMLIK DİNİ (2) - VİDEO
AHİRZAMAN ALAMETLERİ BİR BÜTÜNDÜR - VİDEO
ALLAH AKILLI BİLİNİR - VİDEO
ALLAH'IN TEKNOLOJİ RAHMETİ - VİDEO
ALTIN ORAN - VİDEO
29 Ağustos 2008 Cuma
ÖNEMLİ GELİŞMELER
Müslüman Ülkelerin Birbirlerine Desteği Artıyor
Uzun yıllardır özlenen dayanışma, kardeşlik ve dostluk duyguları İslam dünyasında gittikçe daha çok hakim oluyor.
Yazının devamı için tıklayın >>
Yaratılışçı Davayı Savunan Dev Kitap
Amerikan think-tank kuruluşu Middle East Forum’un üç aylık bülteni The Middle East Quarterly dergisi, ilkbahar 2008 sayısında, Harun Yahya’nın Yaratılış Atlası kitabına şöyle yer verdi: ...
Yazının devamı için tıklayın >>
"Ünlü İslami Yaratılışçı Harun Yahya"
İtalya'nın günlük politika gazetelerinden il Riformista, 18 Eylül 2007 tarihinde Yaratılış Atlası ile ilgili "Darwin, Kuran ve Ringaların Çürütülmez Teorisi" başlıklı bir haber yayınladı.
Yazının devamı için tıklayın >>
Avrupa Materyalizmini Kırıp Geçiren Anti-Darwinist Faaliyetler
185.000 tirajlı Le Soir gazetesi, 8 Şubat 2008 tarihli baskısında, Yaratılış Atlası'nın Belçika'daki etkisine bir kez daha yer verdi.
Yazının devamı için tıklayın >>
Evrim İnkarcılarının Yükselişi
Komünist Partinin yayın organı olarak kurulmuş olan İngiliz gazetesi Morning Star, Yaratılış inancının yükselişinden rahatsızlığını "Evrim İnkarcılarının Yükselişi", "Ken Macleod İngiliz toplumunda evrim inkarının rahatsız edici yükselişini araştırıyor" başlıklarıyla duyurdu.
Yazının devamı için tıklayın >>
Yaratılış Atlası Flemenk Okullarında
Belçika'nın Flemenkçe olarak basılan gazetelerinden Het Nieuwsblad, 29 Haziran 2007 tarihli baskısında "Yaratılış Atlası Flemenk Okullarında Belirdi" başlıklı bir habere yer verdi.
Yazının devamı için tıklayın >>
Belçika'da Yaratılış İnancının Yayılışı
Fransa'nın dünyaca takip edilen günlük gazetesi Le Monde, 7 Şubat 2008 tarihindeki baskısında, bu sefer Yaratılış Atlası'nın Belçika'daki etkilerini konu aldı.
Yazının devamı için tıklayın >>
Yaratılışçı Çalışmalar Seli
Tanınmış bilim dergilerinden Science, 23 Mayıs 2008 tarihli sayısında Harun Yahya'nın Yaratılış Atlası adlı eserine bir kez daha dikkat çekti.
Yazının devamı için tıklayın >>
Charles Darwin Salonunda Darwinizmin Çöküşü Anlatıldı
İngiltere'nin 400.000 tirajlı günlük gazetelerinden The Guardian, 23 Şubat 2008 tarihli haberinde Londra Üniversitesi'nde yapılan "Evrim Teorisinin Çöküşü" konferansını konu aldı.
Yazının devamı için tıklayın >>
Darwinistler Gelecek Nesle Evrim Öğretememekten Korkuyorlar
Amerika'da yayınlanan biyoloji dergisi Current Biology, 20 Mayıs 2008 tarihli sayısında Türkiye'de yaratılış inancının yükselişine dikkat çekti.
Yazının devamı için tıklayın >>
Yaratılış Atlası'nın Neden Olduğu Şok
Londra'da 1885'ten beri yayınlanan New Humanist adlı dergi, 3 Mayıs 2008 tarihli sayısında Avrupa'da yaratılış inancının yükselişini konu alan bir makaleye yer verdi.
Yazının devamı için tıklayın >>
Yaratılış İnancı Hızla İlerliyor
Belçika'nın günlük gazetelerinden La Libre, 14 Mart 2008 tarihli haberinde ülkede yaratılış inacının yayılmasına dikkat çekti.
Yazının devamı için tıklayın >>
Yaratılış Atlası Fransız Okullarına Hücum Ediyor
Belçika'nın Flemenkçe günlük gazetelerinden Het Nieuwsblad, 24 Mart 2007 tarihinde "Yaratılış Atlası Fransız Okullarına Hücum Ediyor" başlıklı bir haber yayınladı.
Yazının devamı için tıklayın >>
"Evrim Teorisi Şeytani Bir Yalan"
Güney Kıbrıs Rum Kesiminin en büyük gazetesi olan Phileleftheros, 11 Kasım 2007 tarihinde "Terörist Darwin ve Şeytan" başlığı altında Yaratılış Atlası ile ilgili bir habere yer verdi.
Yazının devamı için tıklayın >>
İspanya’da Yaratılış Atlası’nın Yankıları Sürüyor
İspanya'nın günlük gazetelerinden, 150.000 tirajlı El Periodico gazetesinin 11 Mayıs 2008 baskısında, Sayın Adnan Oktar'ın Yaratılış Atlası adlı kitabı bir kez daha konu oldu:
… 700 sayfalık ve 5 kilo ağırlığındaki Yaratılış Atlası'nın yazarı olan ve Harun Yahya mahlasını kullanan Adnan Oktar, geçen sene geniş çaplı İspanya üniversitelerine Darwinizm ve evrim karşıtı kitabını göndererek hararetli tartışmalara sebep olmuştu…
Avrupa'da şimdiye kadar hiçbir yaratılışçı görüş ses getirmezken, bir yılı aşkın süredir Yaratılış Atlası ile ilgili hemen her gün Avrupa basınında bir haber yer alması, bu kitabın etki gücünü ortaya koymaktadır.
Yazının devamı için tıklayın >>
Materyalizmin Temelini Yıkmayı Hedef Alan Yaratılış Atlası
Belçika'nın en yaygın okunan Fransızca günlük gazetesi Le Soir, Avrupa Konseyi'nin yaratılış inancı ile ilgili raporunu konu aldığı 24 Kasım 2007 tarihli haberinde, Yaratılış Atlası ile ilgili şunları aktardı: Yaratılışçılığın diğer bir şekli de BAV tarafından Türkiye’den gelmekte.
Yazının devamı için tıklayın >>
Büyük Telaşın Sebebi: Yaratılış Atlası
Belçika'nın en çok okunan Fransızca gazetesi Le Soir, 9 Mayıs 2007 tarihli baskısındaki "Darwinizm ve Din" başlıklı haberde Yaratılış Atlası'nın Belçika'da meydana getirdiği telaşa dikkat çekildi.
Yazının devamı için tıklayın >>
Müslüman Yaratılışçının Kitabı: Yaratılış Atlası
Danimarka'nın günlük gazetelerinden Berlingske, 13 Eylül 2007 tarihli bir haberinde Yaratılış Atlası'nın Danimarka'da yayılmasını konu aldı.
Yazının devamı için tıklayın >>
Darwin Konferans Salonunda Evrim Teorisinin Çöküşü Konferansı
1 milyonluk tirajıyla İngiltere'nin en çok okunan günlük gazetesi The Daily Telegraph'ın 26 Şubat 2008 tarihli sayısındaki bir makalede, Londra Üniversitesi'ndeki "Evrim Teorisinin Çöküşü" konferansına dikkat çekildi.
Yazının devamı için tıklayın >>
Belçika'da Müslümanlar Darwinizm'e Karşı Çıkıyor
Belçika'nın günlük gazetelerinden Le Soir, "Müslümanlar Biyoloji Derslerini Boykot Edebilirler mi?" başlıklı bir habere yer verdi.
Yazının devamı için tıklayın >>
Harun Yahya’nın İslami Yaratılışçı Kitabı İskoçya'da Belirdi
Dünyaca ünlü haber ajansı Reuters'in kıdemli muhabirlerinden Tom Heneghan, 7 Nisan 2008 tarihli yazısında Yaratılış Atlası'nın İskoçya'daki okullarda görülmesinden bahsetti.
Yazının devamı için tıklayın >>
"Yaratılış Atlası Darwinizmi Rezil Ediyor"
Atina'da basılan, Yunanistan'ın lider günlük gazetelerinden Kathimerini, 13 Ekim 2007 tarihinde Yaratılış Atlası ile ilgili uzun bir habere yer verdi.
Yazının devamı için tıklayın >>
17 Ağustos 2008 Pazar
150 YILLIK DARWINİZM ALDATMACASI ARTIK YOK OLDU
Yaratılış Atlası, tüm dünyayı, özellikle de Avrupa’yı oldukça derinden sarstı.
İnsanların 1.5 yüzyıldır doğru zannettikleri evrim hikayesinin asılsızlığını gösterdi.
Canlıların hayali bir ilk hücreden tesadüfler sonucunda oluşmadığını, insanın hiçbir zaman maymun atalarının olmadığını yüzlerce delille ispat etti. Birbirinden çarpıcı fosil örnekleriyle canlıların milyonlarca yıl boyunca hiç değişmediklerini, bugünkü görünümleriyle yaratılmış olduklarını kanıtladı.
İnsanlara, kör tesadüfler sonucu oluşmuş, sorumsuz ve amaçsız birer varlık olmadıklarını, onları Yüce Allah’ın üstün bir yaratılış ve sanatla yarattığını yüksek sesle ve açıkça ilan etti.
İşte bu nedenlerdendir ki Yaratılış Atlası tüm dünyada ve özellikle materyalist görüşteki bazı Avrupa ülkeleri üzerinde derin bir şok etkisi meydana getirdi.
Yaratılış Atlası’nın derin etkisi, Avrupa gazete manşetlerine şöyle yansıdı:
Fransa’nın en tanınmış bilim dergisi Science et Vie, Aralık 2007:
“2007 yılı başında bütün okullara gönderilen ve evrim teorisini reddeden bir Atlas, soğuk duş etkisi yaptı…”
“Bu reaksiyon, topraklarında yaratılışçı tezlerin geniş çaptaki ilk atağı ile karşı karşıya olan Fransa'da yeni bir kaygının işareti."
Belçika'nın günlük gazetelerinden La Libre Belgique, 14 Mart 2008:
Kitabın Avrupa'ya gönderilmesini "yaylım ateşi"ne benzetti.
Fransa'nın en tanınmış günlük gazetelerinden Le Monde:
"Benzeri görülmemiş bir kampanya."
İskoçya'nın ödüllü günlük gazetesi The Sunday Herald, 5 Nisan 2008:
"İslami Yaratılışçı Kitap İskoç Üniversitelerini Vurdu."
Edinburgh Üniversitesi’nde doğa tarihi alanında emekli profesör Aubrey Manning:
"Bunun oldukça sersemletici olduğunu düşünüyorum.
Fransa'nın haftalık haber dergilerinden Politis, 18-24 Ekim 2007:
"Darwin’e Karşı Yaratılışçı Atak."
“Üniversiteler bu durumun farkına çok geç vardılar. Öğrencilerinin bir gün kendilerine bu (anti-Darwinist) sorularla saldırıya geçeceğini hiç beklemiyorlardı.
Fransa'nın lider günlük gazetelerinden Le Figaro, 18 Ekim 2007:
"Darwinizm Tartışması Fransa'da Gittikçe Yaygınlaşıyor."
Fransa'da "derslerin içeriğini protesto eden öğrenci sayısının gittikçe artmasından" ve "bazı öğrencilerin ısrarlı sorularına karşı nasıl cevap vereceklerini bilemeyen öğretmenler"den bahsedilen haberde, "Yıllardır ABD’yi kasıp kavuran insanın yaratılışı tartışması, Fransız okullarını da sallamaya başladı," denilmekte.
İtalya'nın en büyük gazetesi olan Corriera della Sera, 4 Haziran 2007:
"... İtalya, birinci kalitede, parlak renkli 800 sayfalı, yaklaşık 6 kilo ağırlığında, büyük bir kitabın 1. Cildinin yüzlerce, belki de binlerce nüshası ile istila edildi...
“...Yüzbinlerce nüsha Avrupa'yı bastı...”
...Oktar’ın güçlü stratejisi etkili oldu: Türkiye'de Bilimler Akademisinin yaptığı bir anket sonucu bugün Türk orta lise okul öğrencilerinin %75'i evrim teorisine inanmıyor...
Fransa'nın tanınmış haftalık haber dergilerinden Le Point, 25 Ekim 2007:
"Darwin'i Kurtarın!" başlıklı haber yayınlandı. Haberde, fen ve hayat bilgisi dersi öğretmenlerinin, yaratılışı savunan çalışmalar karşısında "kendilerini yetersiz hissetmelerine karşı" eğitmenlere yönelik bir eğitim organize edildiği duyuruldu. Eğitimin amacı olarak, dergide dikkat çekilen madde ise, "çok sayıda okula kısa süre önce baskın gerçekleştiren Yaratılış Atlası" oldu.
Belçika'da yayınlanan A Voix Autre:
“Kulisler arkasında yaşanan panik!”, “Yaratılışçı literatür hiçbir dönemde bu kadar güçlü olmamıştı.”
Almanya'nın en büyük gazetelerinden biri olan Süddeutsche Zeitung, 8 Temmuz 2007:
“En etkili Müslüman Yaratılışçı, maddi imkanları ve gücüyle tüm dünyaya yayılıyor… Fikirlerini anlatmış olduğu Yaratılış Atlası öyle etkili ki, kitap genç öğrencilerin eline denetimsiz bir şekilde verilmek istenmiyor. Nitekim kitabın gençlere kuvvetli bir darbe etkisi yapacağı düşünülüyor.”
Belçika'nın Fransızca günlük yayınlarından Le Soir gazetesi, 9 Şubat 2008:
“Harun Yahya isimli bir Türk'ün, evrim teorisini yalanlamak amacıyla yazdığı bu resimli, büyük kitap karşısında, Avrupalı kütüphaneler şaşkına döndüler.” “Bir kitabın yakılacak bölümüne gönderilmesinin anlamı, onun şok edici bir içeriğe sahip olduğunun göstergesiydi.”
Bugün, Yaratılış Atlası’nın etkileri tüm Avrupa’da görülmektedir. İnsanlar, Darwinizm safsatasının gerçek yüzünü anlar anlamaz, bu köhne teoriyi hızla terk etmişlerdir. Aldatılmayı hazmedememiş, yanıldıklarını hemen kabul etmiş ve büyük bir kararlılık ve şevkle Allah’a yönelmişlerdir. Avrupa ülkelerinin devlet başkanlarına da Yaratılış Atlası bizzat ulaşmış ve bu eseri okuyup incelemelerinin ardından, önde gelen Avrupa devletlerinin liderleri fikir ve inançlarındaki değişikliği açıkça dile getirmekten çekinmemişlerdir. Materyalist bakış açısından kurtulduklarını ve Allah’a yöneldiklerini çeşitli vesilelerle sürekli olarak dile getirmişler, bu yönde faaliyetlerde bulunmuşlardır. Buna iki örnek Tony Blair ve Sarkozy'dir. Her ikisinin de Yaratılış Atlası’nı okuduktan sonra aşağıdaki yazıdan anlaşılacağı gibi fikirlerinde çok esaslı değişiklikler olmuştur.
Etkilendiği ana noktanın din olduğunu açıkça ifade eden ve kendi adını taşıyan “İnanç Vakfı”nı kuran İngiltere eski Başbakanı TONY BLAIR:
“Dini inancın önemini anlamadan çağdaş dünyayı anlayamazsınız.”
Fransa Cumhurbaşkanı NICHOLAS SARKOZY:
“Her insanın düşüncesinde ve kalbinde var olan Yüce Allah’tır. İnsanı esir kılmayan, onu özgür kılan Allah’tır. İnsanların ölçüsüz kibrine ve deliliğine karşı bir sur olan Allah’tır. Tüm farklılıkların ötesinde, sürekli olarak insanlara bir alçakgönüllülük ve sevgi mesajı, barış ve kardeşlik mesajı, hoşgörü ve saygı mesajı veren Allah’tır.
Sarkozy’nin ifadelerinde meydana gelen bu ciddi ve ani değişimin kaynağının Yaratılış Atlası olduğunu, Fransa’nın günlük gazetelerinden La Libération açıkça dile getirmiştir:
“Sarkozy'nin yaratılışçıların ve laiklik karşıtlarının söylemlerini doğrulayan açıklamaları beni çok şaşırttı... Medya İslami yaratılışçı akımlardan pek endişelenmiyordu. Ta ki Türk yazar Harun Yahya'ya ait olan Yaratılış Atlası binlerce kişiye ulaşıncaya kadar. Tek bir hamlede tam bir panik gerçekleştirdi, çünkü Müslüman bir ülkeden gelen bir kitap, gerçeklikler denizine adeta bir tuğla gibi düştü.
Yaratılış Atlası, Deccal’in 150 Yıllık Aldatmacasına Son Noktayı Koymuştur
Darwinistlerin binlerce okulu, enstitüsü, kurumu, kuruluşu, üniversitesi, yüz milyonlarca dolarlık bütçesi, on binlerce profesörü, doçenti, bilim adamı vardır. Fakat DARWİNİZM’İN, MANTIĞI, AKLI VE BİLİMSEL DELİLİ YOKTUR. Propaganda ile 150 yıl boyunca insanlığı aldatmıştır.
Ta ki,
Yeraltından çıkarılan 100 milyonu aşkın fosilin canlıların hiç değişmediğini ispat etmesine kadar...
Tek bir proteinin bile tesadüfen oluşamadığının anlaşılmasına kadar...
Darwinistlerin tek bir tane bile ara form fosiline sahip olmadıklarının dünyaya ilan edilmesine kadar...
Yani Harun Yahya’nın Yaratılış Atlası’nın yayımlanmasına kadar...
ŞU ANDA DARWİNİSTLER MAĞLUP OLMUŞLAR VE DARWİNİZM’İN 150 YILLIK ÖMRÜ SONA ERMİŞTİR. İNSANLIĞA YAPILAN BU BÜYÜK OYUN, İŞLENEN BU BÜYÜK SUÇ, NİHAYET YARATILIŞ ATLASI VESİLESİYLE BOZGUNA UĞRAMIŞTIR.
Ancak, Darwinistler bu duruma bir son verebilmek için kendilerince çeşitli tedbirler almaktadırlar. Bir bölümü Yaratılış Atlası’nı yasaklatmaya çalışmakta, bir bölümü kitapların yakılmasını tavsiye etmekte, bir bölümü dağıtımını engellemek için zorbalık yapmakta, bir bölümü “Bu kitapları sakın okumayın!” demektedir. Diğer bir bölümü ise kendilerince, bilimsel bir değeri bulunmayan, mantıksız ve demagojiden öteye gitmeyen yazılar yazıp durumu kurtarmaya çalışmaktadır.
Ancak Darwinistlerin bu çaresiz girişimleri, beklentilerinin aksine, Yaratılış gerçeğinin bir çığ gibi yayılmasına vesile olmaktadır.
Darwinistler bu yazılarında yaratılışı ispat eden 100 milyon delilden bahsetmemektedirler. Proteinlerin tesadüfen oluşamayacağını bir türlü dile getirememektedirler. Tek bir tane bile ara fosile sahip olmadıklarını itiraf edememektedirler. Beyinde en kaliteli televizyondan daha kaliteli, tam renkli olarak oluşan 3 boyutlu görüntüyü kimin seyrettiğini açıklamaya yanaşmamaktadırlar. Yine beyinde en kaliteli ses sistemlerinden daha kaliteli oluşan sesi kimin duyduğundan da bahsetmemektedirler. Sadece “Evrim tesadüfen oluşamaz, ama tesadüfen olmuştur. Bütün bunlar için mucize gerekir. Ama mucize yoktur” gibi mantık sefaleti mantıklarla kendilerince evrimi anlatmaya çalışmaktadırlar. “Canlılığın baştan sona sonsuz akla sahip, mükemmel bir gücün etkisi ile oluştuğu” yönünde açıklamalarda bulunmakta, fakat bunun da tamamen tesadüfler sonucu oluştuğunu söylemektedirler. Bahsettikleri bu tesadüfün mucizevi bir tesadüf olduğunu iddia etmekte, binlerce, on binlerce mucizenin üst üste gelerek evrimi oluşturduğu yönünde bir mantık kurmaktadırlar.
Oysa bunun diğer anlamı şudur: “BİNLERCE, ON BİNLERCE MUCİZE TESADÜFEN OLUŞAMAYACAĞINA GÖRE HER ŞEYİ SONSUZ GÜÇ SAHİBİ ALLAH YARATMIŞTIR.” Darwinistler bu gerçeği bilmekte, fakat ikrar edememektedirler.
DARWİNİZM MAĞLUP OLMUŞTUR: Bunu görmek için Yaratılış gerçeğini ispatlayan 100 MİLYON FOSİLİN VARLIĞI YETERLİDİR. Fakat hiç kimsenin bu konuda şüphesi kalmaması, demagojiyle Darwinistlerin hiçbir şey halledemeyeceklerinin bilinmesi için Darwinizm’i çökerten şu detayları tekrar belirtmekte fayda vardır: Ortalama büyüklükteki BİR PROTEİNİN TESADÜFEN MEYDANA GELME İHTİMALİ 10 üzeri 950’DE BİR, YANİ “SIFIR” İHTİMALDİR. Evrim teorisine delil olacak TEK BİR TANE BİLE ARA FOSİL YOKTUR. İnsanın evrimine en büyük delil olarak gösterilen PILTDOWN ADAMI VE NEBRASKA ADAMI FOSİLLERİ, ATIN EVRİMİ SERİSİ SAHTEDİR. Anne rahmindeki gelişim evrelerini evrime delil göstermeye çalışan HAECKEL’İN EMBRİYO ÇİZİMLERİ SAHTEDİR. İnsanın hayali evrimine delil olarak sunulmuş olan BÜTÜN KAFATASLARI BİLİMSEL YÖNDEN GEÇERSİZDİR. Uçuşun hayali evrimine delil gösterilmeye çalışılan TÜYLÜ DİNOZOR FOSİLLERİ SAHTEDİR. Karadan havaya hayali geçişin en önemli delili olarak gösterilen Archæopteryx’in MÜKEMMEL YAPIDA UÇUCU BİR KUŞ olduğu anlaşılmış ve AYNI DÖNEMDE YAŞAMIŞ KUŞ FOSİLİ ele geçirilmiştir. Yıllarca denizden karaya hayali geçişin en önemli delili olarak gösterilen COELACANTH’IN GÜNÜMÜZ DENİZLERİNDE DEFALARCA CANLISI BULUNMUŞTUR. Bunlar bilinen şeylerdir; fakat Darwinist yenilginin çapının daha iyi anlaşılması için tekrar gündeme getirilmesinde fayda vardır. Detaylı ve geniş bilgi için www.harunyahya.com, www.netcevap.org sitelerini ziyaret edebilirsiniz.
Yaratılış Atlası’nın Avrupa’daki bu güçlü etkisi, farklı Avrupa ülkelerinin önde gelen basın kuruluşları tarafından gerçekleştirilmiş bulunan anket sonuçlarında da kendini göstermiştir.
* Fransız Science Actualités sitesi tarafından gerçekleştirilen anket sonucuna göre, Fransa halkının %92’Sİ EVRİME İNANMAMAKTADIR.
* Almanya’nın en önemli yayınlarından Die Welt gazetesinin internet sitesinde sorulan “Size göre yaşam nasıl oluştu?" sorusuna katılımcıların %86’SI "ALLAH YARATTI" ŞEKLİNDE CEVAP VERMİŞTİR.
* Danimarka’nın yüksek trajlı Ekstra Bladet gazetesinin internet sitesindeki anket sonucuna göre, DANİMARKA HALKININ %88’İ İNSANLARIN MAYMUNDAN GELDİĞİNE İNANMAMAKTADIR.
* Almanya'nın en büyük gazetelerinden Süddeutsche Zeitung'un internet sitesinde yapılan ankete göre, ALLAH’A İNANANLARIN ORANI %87’DİR.
* İsviçre’nin yaygın okunan gazetelerinden Blick’in internet sitesindeki anket sonucuna göre, YARATILIŞA İNANANLARIN ORANI %85’DİR.
6 Ağustos 2008 Çarşamba
21.YÜZYIL, ALLAH'A YÖNELİŞİN MÜJDESİNİ VERMEKTEDİR
Materyalist ideolojilerin toplumlarda uygulanmasıyla, zayıfı ezen, devlet kurumuna karşı, aile kavramını hiçe sayan, barış, huzur, kardeşlik tanımayan, sevgi, vefa, saygı gibi manevi değerlerden uzak, sanattan, bilimden zevk almayan nesiller ortaya çıktı. Ahlaki değerleri yok sayan, yalnızca maddeye önem veren bu anlayışın hakim olmasıyla, insanlar adeta ruhsuzlaştırıldı. Allah'ın varlığını ve dini inkar eden bir dünya oluşturmaya çalışan materyalistler, insanlara, hiç kimseye karşı sorumlulukları olmadıkları ve hiç kimsenin hakkını gözetmeden diledikleri gibi yaşayabilecekleri yalanını empoze ettiler.
Bunda da kısmen başarılı oldular ve ortaya dinden tamamen uzak yaşayan ve insani duygulardan uzaklaştırılmış bir nesil çıktı. Darwinist eğitimle yetişen bu nesil, üniversitede hayat felsefesi olarak Darwinizm'in "güçlü olan yaşar, zayıf olan elenir", "hayat bir mücadeledir", "gelişmek için savaşmak gerekir" telkinlerini almış, bu telkinlerle dolu Darwinist kitapları okumuş bireylerden meydana geliyordu. Bunun neticesinde toplumda giderek artan sayıda dinsiz, Allah inancı olmayan, ahirete inanmayan, hesap gününü düşünmeyen insanlar meydana geldi. Üniversitelerde hocalar, siyaset yapan politikacılar, sanatçılar, sporcular, aydınlar, bilim adamları felsefe olarak materyalizmi benimsedikleri için, konuşmaları, fikirleri, ortaya çıkardıkları eserler hep bu dinsizliğin birer ürünü oldu. Bilim adamları yaptıkları keşifleri, yaratılış gerçeği yerine evrim safsatasına bağladı; edebiyatta, sanatta ortaya çıkan her eserin ana fikri materyalizme dayandırıldı; siyasetçiler, üniversite hocaları, aydınlar yaptıkları her konuşmada bu dinsiz felsefeyi övdüler.
İşte 19. yüzyılda filizlenmeye başlayan dinsiz ideolojilerin dünya toplumlarına hakim olmasının sonucunda, 20. yüzyıl belaların ve sıkıntıların çağı olarak tarih sahnesinde yer aldı.
Ancak artık 20. yüzyıl geride kaldı. Şu an 21. yüzyılda, yepyeni bir çağdayız. Geçtiğimiz yüzyılda materyalist felsefenin, -hangi isimle ortaya çıkarsa çıksın- yıkımdan başka bir şey getirmediğini gören dünya insanları artık Allah'a yöneliyor. Özellikle 20. yüzyılın son dönemlerinde başlayan bu dine ve maneviyata geri dönüş, hızla yayılarak tüm dünyayı sardı. Allah'a inanan, dua eden, yaratılış delillerini gören, aile, devlet, millet, ahlak gibi kavramlara hak ettikleri gerçek değeri veren toplumlar oluşmaya başladı.
Elbette bunun en büyük nedeni, dinsizlik propagandası yapan faşist ve komünist ideolojilerin oluşturduğu sistemlerin insanlara yaşatmış olduğu yıkım, sefalet, acı ve zulümdür. Özellikle Rusya'da, dinsizliğin doğurduğu felaketlere tüm dünya defalarca şahit olmuştur. Ekonomik bunalım, ahlaki dejenerasyon, açlık... Tüm bunlar Darwinist hezeyanları temel alan komünist Rusya'nın ardında bıraktığı kara tablonun bir parçasıdır. İşte tüm bu yaşananlar dünya insanlarına ders olmuş ve özellikle Batı dünyasında Allah'a yöneliş hız kazanmıştır.
Bu ani dönüş, birçok alanda çarpıcı bir şekilde kendini göstermektedir. Dünyanın önde gelen liderleri, politikacılar, askerler, hukukçular, sanatçılar, sporcular, bilim adamları, aydınlar Allah'a olan inançlarını açıkça ortaya koymaktadırlar. 20. yüzyılın Stalin, Lenin, Hitler, Mussolini gibi dinsiz, kanlı, zalim liderlerinin ve Marx, Engels gibi felsefecilerinin aksine, 21. yüzyılın çağdaş liderleri Allah inancının, maneviyatın ve barışın önemini kavramışlardır.
Liderlerin yanı sıra sanatçılar, bilim adamları, sporcular, yazarlar, aydınlar çalışmalarında, yaptıkları açıklamalarda Allah'ın ismini anarak, Batı'da dine ve maneviyata yönelişin önemini ifade etmektedirler. Son yıllarda düzenlenen ödül törenlerinde sanatçıların büyük çoğunluğu Allah'a olan şükranlarını dile getirmekte, sporcular başarılarının Allah'ın bir lütfu olduğunu belirtmekte, birçok bilim adamı yaratılış gerçeğini kabul etmektedir. Aynı şekilde 21. yüzyıl insanları da bu önemli gerçeğin bilincindedirler. Tüm bu gelişmeler 19. yüzyılda yaygın olarak benimsenen materyalist felsefenin, 21. yüzyılda yerini tekrar Allah inancına, doğruya, barışa, güzel olana bıraktığını göstermektedir.
Bu, Allah'ın insanlara vaadidir:
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra Suresi, 81)
Allah'a Yönelişin Toplumdaki Yansımaları
Son yıllarda medyada "Allah'a inanıyorum", "her gece dua ederim, "Allah'a şükretmediğim tek bir günüm bile geçmiyor.", "Allah sizi ve ülkemizi korusun", "Allah'a teşekkür ederim" gibi başlıklı haberlere çok sık rastlıyoruz. Ancak bu haberlerde üzerinde dikkatle durulması gereken nokta, bu sözleri kimlerin söylediğidir. Bu sözlerin sahipleri dünyada milyonlarca kişinin beğeniyle izlediği sanatçılar, gençlerin şarkılarını ezbere bildiği şarkıcılar, insanların maçlarını takip ettiği sporcular veya dünya politikasına yön veren ülkelerin liderleridir. Toplumun önde gelen kişileri, bu sözleriyle tüm dünyada büyük bir hızla yayılan Allah'a yönelişin en somut örneğini sergilemektedirler. Bu insanlar inançlarını dile getirmekten hiç çekinmeden, her fırsatta Allah'a olan sevgilerini ve bağlılıklarını vurgulamaktadırlar. Sanatçılar, kendileriyle yapılan röportajlarda, albümlerinin kapaklarında, çevirdikleri filmlerde, söyledikleri şarkılarda, ödül törenlerinde; politikacılar günlük hayatlarında, verdikleri demeçlerde kısacası her fırsatta Allah'a karşı olan bağlılık duygularını anlatmaktadırlar.
İngiltere ve Amerika gibi dünyanın en gelişmiş ülkelerinin başında olan liderler de yaptıkları birçok konuşmada Allah'a yönelişin, manevi değerlerin insanlık açısından öneminin üzerinde durmaktadırlar.
Örneğin dindar kimliğiyle tanınan İngiltere Başbakanı Tony Blair, 2001 yılı Ocak ayında düzenlenen bir toplantıda, İslam'daki sosyal adalet kavramının kendisini çok etkilediğini söylemiştir. Ve yine Kuran'da yer alan zekatı örnek vererek yardımlaşmanın toplumlarda yaygınlaşmasını umduğunu dile getirmiştir. Tony Blair'in bu sözleri, tüm dünyada Kuran ahlakına yönelişe büyük bir ihtiyaç olduğu ve bu sürece hızla girildiğini göstermektedir.
İngiltere'nin yanı sıra dünyada en çok söz sahibi olan ülkelerden olan Amerika'da da durum farklı değildir. Amerika'nın eski başkanı Bill Clinton, 1997 senesinde inanç özgürlüğüyle ilgili bir genelge yayınlayarak her kesimden insanın huzur ve güvenlik içinde ibadetlerini yerine getirmesine imkan sağlamıştır. Bunun yanı sıra İslam dinine olan hayranlığını defalarca dile getirmiş, tüm dünyada barışın sağlanması için insanları Allah'a dua etmeye davet etmiş, Kuran'dan ayetleri örnek vererek insanları dine yönelmeye teşvik etmiştir. Bill Clinton ayrıca, tarihin en büyük buluşlarından biri olan Genom Projesi'nin açıklanmasının ardından tüm dünyaya hitaben yaptığı konuşmasında, "Allah'ın yaşamı yarattığı dili öğreniyoruz'' diyerek başladığı sözlerini "Allah'ın en kutsal armağanının ne kadar harika, güzel ve kompleks olduğunu daha yakından anlıyoruz'' diyerek tamamlamıştır.1
Clinton, bu sözleriyle tüm dünyada hızla yayılan Allah'a ve yaratılış gerçeğine dönüşü dile getirmiştir. Yine 19 Ocak 2001 tarihinde Amerikan halkına hitaben yaptığı "Veda Konuşması"nı da şu sözlerle noktalamıştır: "Allah sizi korusun, Allah Amerika'yı korusun."
Yeni başkan olan George W. Bush da, başkanlık seçimleri öncesinde Amerika'da devletokullarında, Yaratılış'ın okutulması gerektiğini vurgulamış, dini ve ahlaki eğitime önem verilmesi gerektiğini dile getirmiştir.
Son olarak Newsweek dergisinin Ocak 2001 sayısındaki bir makalede Meksika'nın yeni başkanı Vicente Fox'un, yaklaşık bir yüzyıldan sonra ülkenin yönetimini ele alan en açık dindar olduğu yazılmıştır. Tüm bunlar Batı'nın yeni liderlerinin, Allah'a yönelişin önemini kavradıklarını açıkça göstermektedir. Dünya liderlerinin yanısıra sanat dünyasında da Allah'a dönüşün izleri açıkça görülmektedir. Dünyaca ünlü sinema oyuncularının her biri artık demeçlerinde Allah'a olan inançlarını vurgulamaktadırlar. Örneğin sinema dünyasının önde gelen isimlerinden Oscar ödüllü sinema oyuncusu Denzel Washington, bir röportajında başından geçen bir olay için "bu Allah'ın planı, benim değil", "şu an bulunduğum yere Allah'ın yardımıyla geldim" diyerek Allah'a ve kadere olan inancını ve Allah'a olan güvenini dile getirmiş, ayrıca çocuklarını da Allah inancıyla yetiştirdiğini belirtmiştir.2
Ünlü komedyen Jim Carrey ise bir röportajında sahip olduğu yetenek için Allah'a şükrettiğini açıkça dile getirmiştir.
Bunların yanı sıra Arnold Schwarzeneger, Mel Gibson, Sharon Stone, Jean-Claude Van Damme gibi birçok ünlü de yaşadıkları hayatın geçiciliğini anlayıp, Allah inancına yönelen ünlülerdir.
Sinema oyuncularının Allah'a yönelişlerindeki bu dikkat çekici artışın yanı sıra, son yıllarda çevrilen Holywood filmlerinde dini temaların işlenmesi de bu açıdan önemlidir. Milyonlarca dolar masraf yapılarak, en son teknoloji kullanılarak çekilen "Armageddon", "End of Days" (Şeytanın Günü), "Resurrection" (Diriliş), "Devil's Advocate" (Şeytanın Avukatı), "Stigmata" gibi filmlerde senaryolar Allah inancı, kıyamet günü, melek, şeytan, kader konuları üzerine kurulmuştur.
Sanat dünyasının müzisyen çevresinde son yıllarda yaşanan Allah inancına yönelişin örneklerini görmek mümkündür. Bunu anlamak için her yıl düzenlenen Müzik Ödülleri Törenleri'nden sadece birini takip etmek bile yeterlidir. Grammy, Brits, VH1, MTV Müzik Ödülleri gibi törenlerde ödül alan sanatçıların yüzde doksanı yaptıkları konuşmalarda ilk önce Allah'a teşekkür etmektedirler.
Örneğin ünlü genç şarkıcı Shakira, 2000 senesinde MTV'nin düzenlediği Müzik Ödülleri Töreni'nde ödülünü aldıktan sonra "bana bu hediyeyi verdiği için Allah'a teşekkür ederim" demiş, yine bir başka ünlü şarkıcı olan Lauryn Hill, 1999 senesinde düzenlenen Grammy Ödül Töreni'nde Allah'a olan inancını dile getirmiştir. Bunların yanı sıra ünlü şarkıcı Sinéad O'Connor, "Allah bana yardım etti, bana sesimi... verdi" diyerek, sahip olduğu yeteneğin Allah'ın bir nimeti olduğunu belirtmiştir. Dünyanın en ünlü gitaristlerinden biri olan Carlos Santana da bir ödül töreninde sanatçılara hitaben yaptığı konuşmasında müzik kabiliyetinin Allah'ın verdiği bir yetenek olduğunu milyonlarca insana hatırlatmıştır.
Bir başka dikkat çekici nokta da, hergün televizyonlarda onlarca kere yayınlanan bu şarkıcıların söyledikleri şarkıların sözleridir. Bu sözlerin birçoğunda Allah'a sığınma, Allah'a yalvarma, dua şeklinde ifadeler vardır. Bu, çok önemli bir noktadır. Bu şarkıları ezberleyen, sürekli söyleyen her genç aslında Allah'a yalvardığının, Allah'ın ismini andığının farkındadır. Örneğin gençlerin oluşturduğu çok ünlü bir grup olan Boyz II Men, bir şarkılarında sadece Allah'a yalvararak, dua etmektedirler. Bu gençleri seven milyonlarca hayranı da onların Allah'a olan samimi yakınlıklarını kendilerine örnek almaktadır.
Bu şarkıcıların albüm kapakları dikkatlice incelendiğinde Allah'a olan yönelişleri burada da açıkça görülebilir. NSYNC, Backstreet Boys gibi özellikle genç şarkıcılardan oluşan grupların çıkardıkları son albümlerin kapakları çok önemli mesajlar içermektedir. Dünyada milyonlarca genç hayranı olan, her yıl onlarca ödül alan NSYNC grubunun "No Strings Attached" adlı albümlerinin kapağında yer alan teşekkür sözleri, özellikle gençlerin Allah'a yönelişinin en büyük delilidir. Bu gençlerden biri olan Chris Kirkpatrick'in Allah'a olan inancını yansıtan sözleri şöyledir:
"Beni koruduğu ve bana verdiği hediyeyle insanlara ulaşma fırsatı verdiği için Allah'a teşekkür ederim. Tüm bunları bana veren Sen'sin ve Sana sonsuz şükürler olsun."














