Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2010 Salı

REDDİN ARDINDAKİ KABUL


Darwinistlerin, red üsluplarının ardındaki gizleyemedikleri kabul çeşitli bilim adamları ve bizzat Darwinistler tarafından şu şekilde ifade edilmektedir.



Biyolog William Fix:
Araştırmanın ön planında olan bilim adamları klasik Darwinizm'e öldürücü bir darbe vurmuştur. Bu haberi doğrudan insanlara veremiyorlar, bunu yalnızca teknik yazılarına ve gizli tavsiyelerine saklıyorlar.



Darwinist antropolog Robert A. Martin:

1972 yılında, Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nden Niles Eldredge ve Harvard Üniversitesi'nden Stephen Jay Gould, "sıçramalı evrim" kavramını ortaya atan bir makale yayınladı. Evrim yavaş, düzenli ve aşamalı bir şekilde ilerliyor ise, bu durumda türler arasında bulunması gereken tüm ara geçiş formlarının nerede olduğunu sordular. Belki de bunları bulmanın bu kadar zor olmasının nedeni, aslında mevcut olmamalarıdır.


Illinois Üniversitesi ekoloji bölümünden Darwinist T. H. Frazzetta:

Her geçen yıl, evrimin oldukça basit görüşleri çöküşe doğru gitmeye devam ediyor.


Fransız Darwinist Jean Pierre Lehman:

Geçmişteki klasik haliyle Darwinizm artık enkaza dönüşmüştür.


Bilim editörü Darwinist Gordon Rattray Taylor:

Toplanan deliller biyologların keşfettiği muhteşem biçimde koordine edilen yapıların ve mükemmel uyum gösteren davranışların açıklanması için tesadüflerin yeterli olmadığını gösteriyor. İki Amerikalı biyoloğun kısa süre önce açıkladıkları gibi: 'Asıl bulmaca, daha doğrusu evrim mekanizmasının ne olduğu problemi hiçbir çözüme ulaşmamıştır.


Kısaca, bir yüzyıldan daha uzun bir süredir biyoloji çevrelerinde hakim olan dogma çökmektedir.


Fizik profesörü Darwinist H. S. Lipson:

Canlı varlıkların herhangi bir özelliğinin oluşumunu açıklama yeteneğinden dolayı evrim teorisinden her zaman biraz şüphede olmuşumdur (örneğin zürafanın uzun boynu). Bu nedenle geçtiğimiz otuz yıldan fazla bir zaman içinde biyolojik keşiflerin evrim teorisine uyum gösterip göstermediğini anlamaya çalıştım. Fakat uyum gösterdiğini sanmıyorum. ... Bana göre, bu teori artık ayakta durmamaktadır.


Ekoloji ve evrim biyolojisi profesörü Darwinist E. O. Wiley:

(Norman) MacBeth evrime yeni bakış açısıyla bakmamızı ve insanlara ve gerekirse kendimize Darwinizm ve sentetik teori hakkında şüphelerimiz olduğunu, bu nedenle de tartışmaya açık olduğumuzu itiraf etmemizi önermektedir. Bence bunlar mükemmel önerilerdir.


Gazeteci Larry Witham:

Düzinelerce, düzinelerce bilim adamı ile röportaj yaptım. Kendi aralarında iken veya güvendikleri bir gazeteci ile konuştuklarında, "bu indirgenemez komplekslikte" veya "moleküler biyoloji kriz içinde" gibi ifadelerde bulunuyorlar, ama bunu toplum içinde açıkça dile getiremiyorlar.

İşte Darwinizm'in geldiği son nokta budur. Darwinistler yıllarca canla başla savundukları kendi teorilerinden artık şüphe etmektedirler. Darwinizm'in dünya aldatmacası artık sona ermiştir.

Darwinizm'in tutkulu taraftarları, belki de şimdiye dek Allah inancına karşı giriştikleri bu savaşı (Allah'ı tenzih ederiz) kaybedebileceklerini düşünmüyorlardı. Sahip oldukları kaynaklar, etkiledikleri çevre, büyüledikleri insanlar ve birtakım devletlerin desteği, zahiren kendilerini güçlü görmelerine neden oluyordu. Evrim teorisinin okullarda okutulması, yeni yetişen gençlerin evrim eğitimiyle büyüyüp, yaşam boyu bu eğitimle muhatap olmalarını sağlıyordu. Dünyanın ileri gelen gazeteleri, dergileri, televizyon kanalları sürekli olarak Darwinizm propagandası yapıyor, daha da önemlisi pek çok ülkede yönetimdeki etkili kişiler Darwinizm'in destekçiliğini yapıyordu. Son dönemlerde olduğu gibi, ülkeleri temsil eden Avrupa Parlamentosu gibi güçler kolaylıkla Darwinizm yanlısı kararları alıp bunları rahatlıkla yürürlüğe koyabiliyorlardı.

Fakat artık bu yöntemler Darwinistlere bir fayda getirmiyor.

Günümüzün geçmişten farkı, uluslararası toplantılarda alınan bu kararların geçmişte insanlar üzerinde etkili olması ve Darwinizm büyüsüne kapılmış olan insanları daha fazla Darwinizm'e yaklaştırabilme amacına ulaşılabilmesiydi. Oysa şu anda gelinen noktada, Avrupa Konseyi toplantısında Yaratılış Atlası kürsüde havaya kaldırılarak, bu kitaba karşı nasıl mücadele edilebileceği tartışılmış ve Darwinizm'in uğradığı mağlubiyetin oluşturduğu öfke açıkça hissedilmiştir.




Tüm bunlar kuşkusuz ki bir yenilgi göstergesidir. Bunlar, Darwinizm'e karşı yürütülen bilimsel ve akılcı ilmi mücadelenin etkili olduğunu göstermektedir. Evrimci Profesör Ümit Sayın, Science dergisine yaptığı bir açıklamada Harun Yahya eserlerinin etkisiyle gelinen durumu şu sözlerle ifade etmiştir:

Artık yaratılışçılara karşı bir savaş yok. Savaşı onlar kazandılar, 1998'de Türkiye Bilimler Akademisi'nden altı profesörü yaratılışçılara karşı konuşmaları için motive etmiştim. Artık, bugün bir kişiyi bile motive etmek imkansız.197

Elbette hiç kimse, doğru olmadığını bile bile, deşifre olduğunu göre göre Darwinizm yalanını konferans salonlarında anlatmaya girişmeyecektir. Çünkü Darwinistlerin, yaratılış gerçeğine karşı getirebilecekleri tek bir delil ve tek bir bilimsel açıklama bulunmamaktadır.

Darwinizm büyüsünün etkisinin yok olması, şüphesiz Darwinizm'i tam anlamıyla ortadan kaldırmıştır. Çünkü bu sapkın din, deccalin büyü sistemi ile sürdürülmeye çalışılmaktadır. Deccalin büyüsü dağıldığında ise, teorinin bilimsel temeli olmadığından, artık teoriyi ayakta tutabilecek hiçbir unsur kalmamıştır. Artık deccali sistem olan masonluğun Darwinizm'i canlı tutabilmek için kullanabileceği hiçbir yöntem işe yaramayacaktır. Geçmiş yüzyıllarda insanların canla başla savundukları Dünya'nın dev bir kaplumbağanın sırtında durduğu hikayeleri şu anda bizlere ne kadar mantıksız geliyorsa, Darwinizm de gelecek nesiller için aynı şekilde komedi unsuru olacaktır. İnsanlar, Nobel ödüllü profesörlerin, üniversite öğretim üyelerinin, bilim adamlarının böyle bir komediye nasıl inandıklarına ve nasıl böyle bir safsatanın peşinden sürüklendiklerine anlam veremeyeceklerdir. 20. yüzyıl, tüm Darwinist bilim çevreleri için bir utanç yüzyılı olarak anılacaktır.

17 Ağustos 2008 Pazar

150 YILLIK DARWINİZM ALDATMACASI ARTIK YOK OLDU


Yaratılış Atlası, tüm dünyayı, özellikle de Avrupa’yı oldukça derinden sarstı.
İnsanların 1.5 yüzyıldır doğru zannettikleri evrim hikayesinin asılsızlığını gösterdi.
Canlıların hayali bir ilk hücreden tesadüfler sonucunda oluşmadığını, insanın hiçbir zaman maymun atalarının olmadığını yüzlerce delille ispat etti. Birbirinden çarpıcı fosil örnekleriyle canlıların milyonlarca yıl boyunca hiç değişmediklerini, bugünkü görünümleriyle yaratılmış olduklarını kanıtladı.

İnsanlara, kör tesadüfler sonucu oluşmuş, sorumsuz ve amaçsız birer varlık olmadıklarını, onları Yüce Allah’ın üstün bir yaratılış ve sanatla yarattığını yüksek sesle ve açıkça ilan etti.

İşte bu nedenlerdendir ki Yaratılış Atlası tüm dünyada ve özellikle materyalist görüşteki bazı Avrupa ülkeleri üzerinde derin bir şok etkisi meydana getirdi.

Yaratılış Atlası’nın derin etkisi, Avrupa gazete manşetlerine şöyle yansıdı:

Fransa’nın en tanınmış bilim dergisi Science et Vie, Aralık 2007:

“2007 yılı başında bütün okullara gönderilen ve evrim teorisini reddeden bir Atlas, soğuk duş etkisi yaptı…”

“Bu reaksiyon, topraklarında yaratılışçı tezlerin geniş çaptaki ilk atağı ile karşı karşıya olan Fransa'da yeni bir kaygının işareti."

Belçika'nın günlük gazetelerinden La Libre Belgique, 14 Mart 2008:

Kitabın Avrupa'ya gönderilmesini "yaylım ateşi"ne benzetti.

Fransa'nın en tanınmış günlük gazetelerinden Le Monde:

"Benzeri görülmemiş bir kampanya."

İskoçya'nın ödüllü günlük gazetesi The Sunday Herald, 5 Nisan 2008:

"İslami Yaratılışçı Kitap İskoç Üniversitelerini Vurdu."

Edinburgh Üniversitesi’nde doğa tarihi alanında emekli profesör Aubrey Manning:

"Bunun oldukça sersemletici olduğunu düşünüyorum.

Fransa'nın haftalık haber dergilerinden Politis, 18-24 Ekim 2007:

"Darwin’e Karşı Yaratılışçı Atak."

“Üniversiteler bu durumun farkına çok geç vardılar. Öğrencilerinin bir gün kendilerine bu (anti-Darwinist) sorularla saldırıya geçeceğini hiç beklemiyorlardı.

Fransa'nın lider günlük gazetelerinden Le Figaro, 18 Ekim 2007:

"Darwinizm Tartışması Fransa'da Gittikçe Yaygınlaşıyor."

Fransa'da "derslerin içeriğini protesto eden öğrenci sayısının gittikçe artmasından" ve "bazı öğrencilerin ısrarlı sorularına karşı nasıl cevap vereceklerini bilemeyen öğretmenler"den bahsedilen haberde, "Yıllardır ABD’yi kasıp kavuran insanın yaratılışı tartışması, Fransız okullarını da sallamaya başladı," denilmekte.

İtalya'nın en büyük gazetesi olan Corriera della Sera, 4 Haziran 2007:

"... İtalya, birinci kalitede, parlak renkli 800 sayfalı, yaklaşık 6 kilo ağırlığında, büyük bir kitabın 1. Cildinin yüzlerce, belki de binlerce nüshası ile istila edildi...

“...Yüzbinlerce nüsha Avrupa'yı bastı...”

...Oktar’ın güçlü stratejisi etkili oldu: Türkiye'de Bilimler Akademisinin yaptığı bir anket sonucu bugün Türk orta lise okul öğrencilerinin %75'i evrim teorisine inanmıyor...

Fransa'nın tanınmış haftalık haber dergilerinden Le Point, 25 Ekim 2007:

"Darwin'i Kurtarın!" başlıklı haber yayınlandı. Haberde, fen ve hayat bilgisi dersi öğretmenlerinin, yaratılışı savunan çalışmalar karşısında "kendilerini yetersiz hissetmelerine karşı" eğitmenlere yönelik bir eğitim organize edildiği duyuruldu. Eğitimin amacı olarak, dergide dikkat çekilen madde ise, "çok sayıda okula kısa süre önce baskın gerçekleştiren Yaratılış Atlası" oldu.

Belçika'da yayınlanan A Voix Autre:

“Kulisler arkasında yaşanan panik!”, “Yaratılışçı literatür hiçbir dönemde bu kadar güçlü olmamıştı.”

Almanya'nın en büyük gazetelerinden biri olan Süddeutsche Zeitung, 8 Temmuz 2007:

“En etkili Müslüman Yaratılışçı, maddi imkanları ve gücüyle tüm dünyaya yayılıyor… Fikirlerini anlatmış olduğu Yaratılış Atlası öyle etkili ki, kitap genç öğrencilerin eline denetimsiz bir şekilde verilmek istenmiyor. Nitekim kitabın gençlere kuvvetli bir darbe etkisi yapacağı düşünülüyor.”

Belçika'nın Fransızca günlük yayınlarından Le Soir gazetesi, 9 Şubat 2008:

“Harun Yahya isimli bir Türk'ün, evrim teorisini yalanlamak amacıyla yazdığı bu resimli, büyük kitap karşısında, Avrupalı kütüphaneler şaşkına döndüler.” “Bir kitabın yakılacak bölümüne gönderilmesinin anlamı, onun şok edici bir içeriğe sahip olduğunun göstergesiydi.”

Bugün, Yaratılış Atlası’nın etkileri tüm Avrupa’da görülmektedir. İnsanlar, Darwinizm safsatasının gerçek yüzünü anlar anlamaz, bu köhne teoriyi hızla terk etmişlerdir. Aldatılmayı hazmedememiş, yanıldıklarını hemen kabul etmiş ve büyük bir kararlılık ve şevkle Allah’a yönelmişlerdir. Avrupa ülkelerinin devlet başkanlarına da Yaratılış Atlası bizzat ulaşmış ve bu eseri okuyup incelemelerinin ardından, önde gelen Avrupa devletlerinin liderleri fikir ve inançlarındaki değişikliği açıkça dile getirmekten çekinmemişlerdir. Materyalist bakış açısından kurtulduklarını ve Allah’a yöneldiklerini çeşitli vesilelerle sürekli olarak dile getirmişler, bu yönde faaliyetlerde bulunmuşlardır. Buna iki örnek Tony Blair ve Sarkozy'dir. Her ikisinin de Yaratılış Atlası’nı okuduktan sonra aşağıdaki yazıdan anlaşılacağı gibi fikirlerinde çok esaslı değişiklikler olmuştur.

Etkilendiği ana noktanın din olduğunu açıkça ifade eden ve kendi adını taşıyan “İnanç Vakfı”nı kuran İngiltere eski Başbakanı TONY BLAIR:

“Dini inancın önemini anlamadan çağdaş dünyayı anlayamazsınız.”

Fransa Cumhurbaşkanı NICHOLAS SARKOZY:

“Her insanın düşüncesinde ve kalbinde var olan Yüce Allah’tır. İnsanı esir kılmayan, onu özgür kılan Allah’tır. İnsanların ölçüsüz kibrine ve deliliğine karşı bir sur olan Allah’tır. Tüm farklılıkların ötesinde, sürekli olarak insanlara bir alçakgönüllülük ve sevgi mesajı, barış ve kardeşlik mesajı, hoşgörü ve saygı mesajı veren Allah’tır.

Sarkozy’nin ifadelerinde meydana gelen bu ciddi ve ani değişimin kaynağının Yaratılış Atlası olduğunu, Fransa’nın günlük gazetelerinden La Libération açıkça dile getirmiştir:

“Sarkozy'nin yaratılışçıların ve laiklik karşıtlarının söylemlerini doğrulayan açıklamaları beni çok şaşırttı... Medya İslami yaratılışçı akımlardan pek endişelenmiyordu. Ta ki Türk yazar Harun Yahya'ya ait olan Yaratılış Atlası binlerce kişiye ulaşıncaya kadar. Tek bir hamlede tam bir panik gerçekleştirdi, çünkü Müslüman bir ülkeden gelen bir kitap, gerçeklikler denizine adeta bir tuğla gibi düştü.


Yaratılış Atlası, Deccal’in 150 Yıllık Aldatmacasına Son Noktayı Koymuştur

Darwinistlerin binlerce okulu, enstitüsü, kurumu, kuruluşu, üniversitesi, yüz milyonlarca dolarlık bütçesi, on binlerce profesörü, doçenti, bilim adamı vardır. Fakat DARWİNİZM’İN, MANTIĞI, AKLI VE BİLİMSEL DELİLİ YOKTUR. Propaganda ile 150 yıl boyunca insanlığı aldatmıştır.

Ta ki,

Yeraltından çıkarılan 100 milyonu aşkın fosilin canlıların hiç değişmediğini ispat etmesine kadar...

Tek bir proteinin bile tesadüfen oluşamadığının anlaşılmasına kadar...

Darwinistlerin tek bir tane bile ara form fosiline sahip olmadıklarının dünyaya ilan edilmesine kadar...

Yani Harun Yahya’nın Yaratılış Atlası’nın yayımlanmasına kadar...

ŞU ANDA DARWİNİSTLER MAĞLUP OLMUŞLAR VE DARWİNİZM’İN 150 YILLIK ÖMRÜ SONA ERMİŞTİR. İNSANLIĞA YAPILAN BU BÜYÜK OYUN, İŞLENEN BU BÜYÜK SUÇ, NİHAYET YARATILIŞ ATLASI VESİLESİYLE BOZGUNA UĞRAMIŞTIR.

Ancak, Darwinistler bu duruma bir son verebilmek için kendilerince çeşitli tedbirler almaktadırlar. Bir bölümü Yaratılış Atlası’nı yasaklatmaya çalışmakta, bir bölümü kitapların yakılmasını tavsiye etmekte, bir bölümü dağıtımını engellemek için zorbalık yapmakta, bir bölümü “Bu kitapları sakın okumayın!” demektedir. Diğer bir bölümü ise kendilerince, bilimsel bir değeri bulunmayan, mantıksız ve demagojiden öteye gitmeyen yazılar yazıp durumu kurtarmaya çalışmaktadır.
Ancak Darwinistlerin bu çaresiz girişimleri, beklentilerinin aksine, Yaratılış gerçeğinin bir çığ gibi yayılmasına vesile olmaktadır.

Darwinistler bu yazılarında yaratılışı ispat eden 100 milyon delilden bahsetmemektedirler. Proteinlerin tesadüfen oluşamayacağını bir türlü dile getirememektedirler. Tek bir tane bile ara fosile sahip olmadıklarını itiraf edememektedirler. Beyinde en kaliteli televizyondan daha kaliteli, tam renkli olarak oluşan 3 boyutlu görüntüyü kimin seyrettiğini açıklamaya yanaşmamaktadırlar. Yine beyinde en kaliteli ses sistemlerinden daha kaliteli oluşan sesi kimin duyduğundan da bahsetmemektedirler. Sadece “Evrim tesadüfen oluşamaz, ama tesadüfen olmuştur. Bütün bunlar için mucize gerekir. Ama mucize yoktur” gibi mantık sefaleti mantıklarla kendilerince evrimi anlatmaya çalışmaktadırlar. “Canlılığın baştan sona sonsuz akla sahip, mükemmel bir gücün etkisi ile oluştuğu” yönünde açıklamalarda bulunmakta, fakat bunun da tamamen tesadüfler sonucu oluştuğunu söylemektedirler. Bahsettikleri bu tesadüfün mucizevi bir tesadüf olduğunu iddia etmekte, binlerce, on binlerce mucizenin üst üste gelerek evrimi oluşturduğu yönünde bir mantık kurmaktadırlar.
Oysa bunun diğer anlamı şudur: “BİNLERCE, ON BİNLERCE MUCİZE TESADÜFEN OLUŞAMAYACAĞINA GÖRE HER ŞEYİ SONSUZ GÜÇ SAHİBİ ALLAH YARATMIŞTIR.” Darwinistler bu gerçeği bilmekte, fakat ikrar edememektedirler.

DARWİNİZM MAĞLUP OLMUŞTUR:
Bunu görmek için Yaratılış gerçeğini ispatlayan 100 MİLYON FOSİLİN VARLIĞI YETERLİDİR. Fakat hiç kimsenin bu konuda şüphesi kalmaması, demagojiyle Darwinistlerin hiçbir şey halledemeyeceklerinin bilinmesi için Darwinizm’i çökerten şu detayları tekrar belirtmekte fayda vardır: Ortalama büyüklükteki BİR PROTEİNİN TESADÜFEN MEYDANA GELME İHTİMALİ 10 üzeri 950’DE BİR, YANİ “SIFIR” İHTİMALDİR. Evrim teorisine delil olacak TEK BİR TANE BİLE ARA FOSİL YOKTUR. İnsanın evrimine en büyük delil olarak gösterilen PILTDOWN ADAMI VE NEBRASKA ADAMI FOSİLLERİ, ATIN EVRİMİ SERİSİ SAHTEDİR. Anne rahmindeki gelişim evrelerini evrime delil göstermeye çalışan HAECKEL’İN EMBRİYO ÇİZİMLERİ SAHTEDİR. İnsanın hayali evrimine delil olarak sunulmuş olan BÜTÜN KAFATASLARI BİLİMSEL YÖNDEN GEÇERSİZDİR. Uçuşun hayali evrimine delil gösterilmeye çalışılan TÜYLÜ DİNOZOR FOSİLLERİ SAHTEDİR. Karadan havaya hayali geçişin en önemli delili olarak gösterilen Archæopteryx’in MÜKEMMEL YAPIDA UÇUCU BİR KUŞ olduğu anlaşılmış ve AYNI DÖNEMDE YAŞAMIŞ KUŞ FOSİLİ ele geçirilmiştir. Yıllarca denizden karaya hayali geçişin en önemli delili olarak gösterilen COELACANTH’IN GÜNÜMÜZ DENİZLERİNDE DEFALARCA CANLISI BULUNMUŞTUR. Bunlar bilinen şeylerdir; fakat Darwinist yenilginin çapının daha iyi anlaşılması için tekrar gündeme getirilmesinde fayda vardır. Detaylı ve geniş bilgi için www.harunyahya.com, www.netcevap.org sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

Yaratılış Atlası’nın Avrupa’daki bu güçlü etkisi, farklı Avrupa ülkelerinin önde gelen basın kuruluşları tarafından gerçekleştirilmiş bulunan anket sonuçlarında da kendini göstermiştir.

* Fransız Science Actualités sitesi tarafından gerçekleştirilen anket sonucuna göre, Fransa halkının %92’Sİ EVRİME İNANMAMAKTADIR.

* Almanya’nın en önemli yayınlarından Die Welt gazetesinin internet sitesinde sorulan “Size göre yaşam nasıl oluştu?" sorusuna katılımcıların %86’SI "ALLAH YARATTI" ŞEKLİNDE CEVAP VERMİŞTİR.

* Danimarka’nın yüksek trajlı Ekstra Bladet gazetesinin internet sitesindeki anket sonucuna göre, DANİMARKA HALKININ %88’İ İNSANLARIN MAYMUNDAN GELDİĞİNE İNANMAMAKTADIR.

* Almanya'nın en büyük gazetelerinden Süddeutsche Zeitung'un internet sitesinde yapılan ankete göre, ALLAH’A İNANANLARIN ORANI %87’DİR.

* İsviçre’nin yaygın okunan gazetelerinden Blick’in internet sitesindeki anket sonucuna göre, YARATILIŞA İNANANLARIN ORANI %85’DİR.