26 Aralık 2010 Pazar
YENİ BİLGİ YENİ KONU
8 Haziran 2010 Salı
REDDİN ARDINDAKİ KABUL
Darwinistlerin, red üsluplarının ardındaki gizleyemedikleri kabul çeşitli bilim adamları ve bizzat Darwinistler tarafından şu şekilde ifade edilmektedir.
Biyolog William Fix:
Araştırmanın ön planında olan bilim adamları klasik Darwinizm'e öldürücü bir darbe vurmuştur. Bu haberi doğrudan insanlara veremiyorlar, bunu yalnızca teknik yazılarına ve gizli tavsiyelerine saklıyorlar.
Darwinist antropolog Robert A. Martin:
1972 yılında, Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nden Niles Eldredge ve Harvard Üniversitesi'nden Stephen Jay Gould, "sıçramalı evrim" kavramını ortaya atan bir makale yayınladı. Evrim yavaş, düzenli ve aşamalı bir şekilde ilerliyor ise, bu durumda türler arasında bulunması gereken tüm ara geçiş formlarının nerede olduğunu sordular. Belki de bunları bulmanın bu kadar zor olmasının nedeni, aslında mevcut olmamalarıdır.
Illinois Üniversitesi ekoloji bölümünden Darwinist T. H. Frazzetta:
Her geçen yıl, evrimin oldukça basit görüşleri çöküşe doğru gitmeye devam ediyor.
Fransız Darwinist Jean Pierre Lehman:
Geçmişteki klasik haliyle Darwinizm artık enkaza dönüşmüştür.
Bilim editörü Darwinist Gordon Rattray Taylor:
Toplanan deliller biyologların keşfettiği muhteşem biçimde koordine edilen yapıların ve mükemmel uyum gösteren davranışların açıklanması için tesadüflerin yeterli olmadığını gösteriyor. İki Amerikalı biyoloğun kısa süre önce açıkladıkları gibi: 'Asıl bulmaca, daha doğrusu evrim mekanizmasının ne olduğu problemi hiçbir çözüme ulaşmamıştır.
Kısaca, bir yüzyıldan daha uzun bir süredir biyoloji çevrelerinde hakim olan dogma çökmektedir.
Fizik profesörü Darwinist H. S. Lipson:
Canlı varlıkların herhangi bir özelliğinin oluşumunu açıklama yeteneğinden dolayı evrim teorisinden her zaman biraz şüphede olmuşumdur (örneğin zürafanın uzun boynu). Bu nedenle geçtiğimiz otuz yıldan fazla bir zaman içinde biyolojik keşiflerin evrim teorisine uyum gösterip göstermediğini anlamaya çalıştım. Fakat uyum gösterdiğini sanmıyorum. ... Bana göre, bu teori artık ayakta durmamaktadır.
Ekoloji ve evrim biyolojisi profesörü Darwinist E. O. Wiley:
(Norman) MacBeth evrime yeni bakış açısıyla bakmamızı ve insanlara ve gerekirse kendimize Darwinizm ve sentetik teori hakkında şüphelerimiz olduğunu, bu nedenle de tartışmaya açık olduğumuzu itiraf etmemizi önermektedir. Bence bunlar mükemmel önerilerdir.
Gazeteci Larry Witham:
Düzinelerce, düzinelerce bilim adamı ile röportaj yaptım. Kendi aralarında iken veya güvendikleri bir gazeteci ile konuştuklarında, "bu indirgenemez komplekslikte" veya "moleküler biyoloji kriz içinde" gibi ifadelerde bulunuyorlar, ama bunu toplum içinde açıkça dile getiremiyorlar.
İşte Darwinizm'in geldiği son nokta budur. Darwinistler yıllarca canla başla savundukları kendi teorilerinden artık şüphe etmektedirler. Darwinizm'in dünya aldatmacası artık sona ermiştir.
Darwinizm'in tutkulu taraftarları, belki de şimdiye dek Allah inancına karşı giriştikleri bu savaşı (Allah'ı tenzih ederiz) kaybedebileceklerini düşünmüyorlardı. Sahip oldukları kaynaklar, etkiledikleri çevre, büyüledikleri insanlar ve birtakım devletlerin desteği, zahiren kendilerini güçlü görmelerine neden oluyordu. Evrim teorisinin okullarda okutulması, yeni yetişen gençlerin evrim eğitimiyle büyüyüp, yaşam boyu bu eğitimle muhatap olmalarını sağlıyordu. Dünyanın ileri gelen gazeteleri, dergileri, televizyon kanalları sürekli olarak Darwinizm propagandası yapıyor, daha da önemlisi pek çok ülkede yönetimdeki etkili kişiler Darwinizm'in destekçiliğini yapıyordu. Son dönemlerde olduğu gibi, ülkeleri temsil eden Avrupa Parlamentosu gibi güçler kolaylıkla Darwinizm yanlısı kararları alıp bunları rahatlıkla yürürlüğe koyabiliyorlardı.
Fakat artık bu yöntemler Darwinistlere bir fayda getirmiyor.
Günümüzün geçmişten farkı, uluslararası toplantılarda alınan bu kararların geçmişte insanlar üzerinde etkili olması ve Darwinizm büyüsüne kapılmış olan insanları daha fazla Darwinizm'e yaklaştırabilme amacına ulaşılabilmesiydi. Oysa şu anda gelinen noktada, Avrupa Konseyi toplantısında Yaratılış Atlası kürsüde havaya kaldırılarak, bu kitaba karşı nasıl mücadele edilebileceği tartışılmış ve Darwinizm'in uğradığı mağlubiyetin oluşturduğu öfke açıkça hissedilmiştir.
Artık yaratılışçılara karşı bir savaş yok. Savaşı onlar kazandılar, 1998'de Türkiye Bilimler Akademisi'nden altı profesörü yaratılışçılara karşı konuşmaları için motive etmiştim. Artık, bugün bir kişiyi bile motive etmek imkansız.197
Elbette hiç kimse, doğru olmadığını bile bile, deşifre olduğunu göre göre Darwinizm yalanını konferans salonlarında anlatmaya girişmeyecektir. Çünkü Darwinistlerin, yaratılış gerçeğine karşı getirebilecekleri tek bir delil ve tek bir bilimsel açıklama bulunmamaktadır.
Darwinizm büyüsünün etkisinin yok olması, şüphesiz Darwinizm'i tam anlamıyla ortadan kaldırmıştır. Çünkü bu sapkın din, deccalin büyü sistemi ile sürdürülmeye çalışılmaktadır. Deccalin büyüsü dağıldığında ise, teorinin bilimsel temeli olmadığından, artık teoriyi ayakta tutabilecek hiçbir unsur kalmamıştır. Artık deccali sistem olan masonluğun Darwinizm'i canlı tutabilmek için kullanabileceği hiçbir yöntem işe yaramayacaktır. Geçmiş yüzyıllarda insanların canla başla savundukları Dünya'nın dev bir kaplumbağanın sırtında durduğu hikayeleri şu anda bizlere ne kadar mantıksız geliyorsa, Darwinizm de gelecek nesiller için aynı şekilde komedi unsuru olacaktır. İnsanlar, Nobel ödüllü profesörlerin, üniversite öğretim üyelerinin, bilim adamlarının böyle bir komediye nasıl inandıklarına ve nasıl böyle bir safsatanın peşinden sürüklendiklerine anlam veremeyeceklerdir. 20. yüzyıl, tüm Darwinist bilim çevreleri için bir utanç yüzyılı olarak anılacaktır.
7 Ocak 2010 Perşembe
ADNAN OKTAR'IN ESERLERİNDEN DERLENMİŞTİR
BÜTÜN MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR - VİDEO
ADAMLIK DİNİ (1) - VİDEO
ADAMLIK DİNİ (2) - VİDEO
AHİRZAMAN ALAMETLERİ BİR BÜTÜNDÜR - VİDEO
ALLAH AKILLI BİLİNİR - VİDEO
ALLAH'IN TEKNOLOJİ RAHMETİ - VİDEO
ALTIN ORAN - VİDEO
11 Şubat 2009 Çarşamba
The Guardian: "İngiltere'de Darwinizm Yerle Bir!"
Gerçekte söz konusu ankette ortaya çıkan ve evrime inanmayanları temsil eden asıl rakamlar bundan çok daha yüksektir. Ancak basına yansıtılan bu oran bile, Darwinizm’in Avrupa’da ne kadar büyük bir yenilgi almış olduğunu açıkça göstermektedir.
Ve bu anket ile anlaşılmıştır ki, İngiliz halkı artık hurafelere inanmıyor! Ve yine anlaşılmıştır ki, Harun Yahya eserleri Avrupa’yı manen fethetti! Harun Yahya’nın eserlerinin dünya çapındaki bu olağanüstü etkisi, daha önce Yaratılış Atlası’nı kapaktan haber yapmış olan Christian Science Monitor gazetesinde de şu ifadelerle yer almıştı:
"İslami Yaratılışçı Grup, Dünya Çapında, Gösterişli Bir Yıldırım Saldırı Başlatıyor!"
Yıldırım saldırı olarak ifade edilen Yaratılış Atlası, Avrupa’da yıldırım netice verdi. Harun Yahya’nın bu önemli çalışmaları çok hayırlara vesile oldu. Avrupa’da artık karanlık günler geride kaldı. Avrupa artık, Harun Yahya’nın vesilesiyle aydınlık günlere doğru ilerliyor.
Bu önemli uyanış, yalnızca Avrupa ile sınırlı değildir. Avrupa da dahil olmak üzere, tüm dünyada Harun Yahya’nın eserleri ile evrim teorisine karşı büyük bir hareketlenme başgöstermiştir. Türkiye’de şu anda evrim teorisini kabul etmeyenlerin oranı %95’dir. Science dergisinin yapmış olduğu bir ankete göre ise, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin hemen ardından evrime inanma oranlarının en az olduğu ülkedir. Darwinist kökenli çeşitli ülkelerde yapılmış anketler de, yine Darwinistlerin kabul etmek istemedikleri gerçek sonuçları ortaya çıkarmıştır:
Fransız bilim sitesi Science Actualités’de yapılan anket sonucuna göre halkın %92’si, Almanya Die Welt gazetesi internet sitesinde yapılan anket sonucuna göre halkın %86’sı, Danimarka’nın Ekstra Bladet gazetesi internet sitesi anket sonucuna göre halkın %88’i, Almanya’nın Süddeutsche Zeitung gazetesi internet sitesi anket sonucuna göre halkın %87’si, İsviçre’nin Blick gazetesi internet sitesi anket sonucuna göre halkın %85’i Darwinizmi kabul etmemektedir.
Harun Yahya eserleri tüm dünyayı yıldırım bir harekatla uyandırmış ve Darwın’in evrim teorisini yıkıp yok etmiştir. Daha önce Amerika’da gerçekleştirilmeye çalışılan evrim karşıtı çalışmalar, hiçbir zaman bugün Harun Yahya eserlerinin gerçekleştirdiği etkiyi meydana getirememiştir. Bu kurumlar 1970’lerden beri faaliyet yapmaktadırlar. Ancak ne Avrupa’da ne de dünya çapında Darwinizme karşı güçlü bir vuruş sergileyememişlerdir. Öyle ki, insanların bu kurumlardan, yaptıkları çalışmalardan haberleri bile olmamıştır. Çünkü bu kurumlar, dünyanın yaşının 6 bin yıl olduğunu iddia eden ve pek çok açıdan güçsüz bir anlatıma sahip, etkisi az olan kurumlardır. Dünyada Darwinizme karşı yegane güçlü hareket, Harun Yahya tarafından gerçekleştirilmiştir. Çünkü Harun Yahya, akılcı, Kuran mantığına uygun, açık ve kesin bilimsel delillere dayanan izahlarla tüm dünyada gönülleri fethetmiştir. Harun Yahya’nın dünya çapındaki bu başarısı, ruha ve akla tam hitap eden, bilimsel delillerle ispatlı olduğundan aksi ispatlanması imkansız neticelere dayanmaktadır.
Şimdi bu değerli eserlerin etkisi, Darwinizm’in dünyada yok oluşunu beraberinde getirirken, insanların çok daha bilinçlenmelerine de vesile olmaktadır. Timesonline.co.uk internet sitesinde yayınlanan bir habere göre İngiltere’de Müslümanların sayısı 10 kat hızlı artış göstermektedir. İngiltere’de yaşayan Müslümanların sayısı son 4 yılda 500 binin üzerinde artarken, Hıristiyanların nüfusu azalmıştır. 500 bini aşan bu artış, Dünyada bu yönde tek etkili isim olan Harun Yahya vesilesiyledir. Harun Yahya eserlerinden sonra Darwinizm’in kalesi İngiltere’de insanlar evrim aldatmacasını terk etmiş ve Müslümanların oranı da 10 katı bir ivme kazanmıştır.
Allah inancına bu büyük yöneliş, Darwinizm’e karşı bu büyük bilinçlenme Harun Yahya’nın eserlerinin vesile olduklarıdır. Rabbimiz, Kuran’da vadettiği gibi “...hakkı (hak olarak) Kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.” (Yunus Suresi, 82) Bir aldatmacaya dayanarak Allah’a karşı mücadele vermeye çalışanlar, mutlaka kendi yalanları ve batıl dinleri içinde başarısızlığa uğrayacaklardır. Yüce Allah, 21. yüzyılda, Harun Yahya’nın eserlerini vesile ederek tüm Darwinistleri büyük bir yenilgiye uğratmıştır. Darwin’in 200. doğum yıldönümünü kutlamaya hazırlanırken Darwinistlerin karşı karşıya kaldıkları bu gerçek, artık Darwin’in kurtarılamayacağını açıkça göstermiştir. Darwin, kendi evinde, kesin ve açık şekilde mağlup olmuştur.
17 Ağustos 2008 Pazar
150 YILLIK DARWINİZM ALDATMACASI ARTIK YOK OLDU
Yaratılış Atlası, tüm dünyayı, özellikle de Avrupa’yı oldukça derinden sarstı.
İnsanların 1.5 yüzyıldır doğru zannettikleri evrim hikayesinin asılsızlığını gösterdi.
Canlıların hayali bir ilk hücreden tesadüfler sonucunda oluşmadığını, insanın hiçbir zaman maymun atalarının olmadığını yüzlerce delille ispat etti. Birbirinden çarpıcı fosil örnekleriyle canlıların milyonlarca yıl boyunca hiç değişmediklerini, bugünkü görünümleriyle yaratılmış olduklarını kanıtladı.
İnsanlara, kör tesadüfler sonucu oluşmuş, sorumsuz ve amaçsız birer varlık olmadıklarını, onları Yüce Allah’ın üstün bir yaratılış ve sanatla yarattığını yüksek sesle ve açıkça ilan etti.
İşte bu nedenlerdendir ki Yaratılış Atlası tüm dünyada ve özellikle materyalist görüşteki bazı Avrupa ülkeleri üzerinde derin bir şok etkisi meydana getirdi.
Yaratılış Atlası’nın derin etkisi, Avrupa gazete manşetlerine şöyle yansıdı:
Fransa’nın en tanınmış bilim dergisi Science et Vie, Aralık 2007:
“2007 yılı başında bütün okullara gönderilen ve evrim teorisini reddeden bir Atlas, soğuk duş etkisi yaptı…”
“Bu reaksiyon, topraklarında yaratılışçı tezlerin geniş çaptaki ilk atağı ile karşı karşıya olan Fransa'da yeni bir kaygının işareti."
Belçika'nın günlük gazetelerinden La Libre Belgique, 14 Mart 2008:
Kitabın Avrupa'ya gönderilmesini "yaylım ateşi"ne benzetti.
Fransa'nın en tanınmış günlük gazetelerinden Le Monde:
"Benzeri görülmemiş bir kampanya."
İskoçya'nın ödüllü günlük gazetesi The Sunday Herald, 5 Nisan 2008:
"İslami Yaratılışçı Kitap İskoç Üniversitelerini Vurdu."
Edinburgh Üniversitesi’nde doğa tarihi alanında emekli profesör Aubrey Manning:
"Bunun oldukça sersemletici olduğunu düşünüyorum.
Fransa'nın haftalık haber dergilerinden Politis, 18-24 Ekim 2007:
"Darwin’e Karşı Yaratılışçı Atak."
“Üniversiteler bu durumun farkına çok geç vardılar. Öğrencilerinin bir gün kendilerine bu (anti-Darwinist) sorularla saldırıya geçeceğini hiç beklemiyorlardı.
Fransa'nın lider günlük gazetelerinden Le Figaro, 18 Ekim 2007:
"Darwinizm Tartışması Fransa'da Gittikçe Yaygınlaşıyor."
Fransa'da "derslerin içeriğini protesto eden öğrenci sayısının gittikçe artmasından" ve "bazı öğrencilerin ısrarlı sorularına karşı nasıl cevap vereceklerini bilemeyen öğretmenler"den bahsedilen haberde, "Yıllardır ABD’yi kasıp kavuran insanın yaratılışı tartışması, Fransız okullarını da sallamaya başladı," denilmekte.
İtalya'nın en büyük gazetesi olan Corriera della Sera, 4 Haziran 2007:
"... İtalya, birinci kalitede, parlak renkli 800 sayfalı, yaklaşık 6 kilo ağırlığında, büyük bir kitabın 1. Cildinin yüzlerce, belki de binlerce nüshası ile istila edildi...
“...Yüzbinlerce nüsha Avrupa'yı bastı...”
...Oktar’ın güçlü stratejisi etkili oldu: Türkiye'de Bilimler Akademisinin yaptığı bir anket sonucu bugün Türk orta lise okul öğrencilerinin %75'i evrim teorisine inanmıyor...
Fransa'nın tanınmış haftalık haber dergilerinden Le Point, 25 Ekim 2007:
"Darwin'i Kurtarın!" başlıklı haber yayınlandı. Haberde, fen ve hayat bilgisi dersi öğretmenlerinin, yaratılışı savunan çalışmalar karşısında "kendilerini yetersiz hissetmelerine karşı" eğitmenlere yönelik bir eğitim organize edildiği duyuruldu. Eğitimin amacı olarak, dergide dikkat çekilen madde ise, "çok sayıda okula kısa süre önce baskın gerçekleştiren Yaratılış Atlası" oldu.
Belçika'da yayınlanan A Voix Autre:
“Kulisler arkasında yaşanan panik!”, “Yaratılışçı literatür hiçbir dönemde bu kadar güçlü olmamıştı.”
Almanya'nın en büyük gazetelerinden biri olan Süddeutsche Zeitung, 8 Temmuz 2007:
“En etkili Müslüman Yaratılışçı, maddi imkanları ve gücüyle tüm dünyaya yayılıyor… Fikirlerini anlatmış olduğu Yaratılış Atlası öyle etkili ki, kitap genç öğrencilerin eline denetimsiz bir şekilde verilmek istenmiyor. Nitekim kitabın gençlere kuvvetli bir darbe etkisi yapacağı düşünülüyor.”
Belçika'nın Fransızca günlük yayınlarından Le Soir gazetesi, 9 Şubat 2008:
“Harun Yahya isimli bir Türk'ün, evrim teorisini yalanlamak amacıyla yazdığı bu resimli, büyük kitap karşısında, Avrupalı kütüphaneler şaşkına döndüler.” “Bir kitabın yakılacak bölümüne gönderilmesinin anlamı, onun şok edici bir içeriğe sahip olduğunun göstergesiydi.”
Bugün, Yaratılış Atlası’nın etkileri tüm Avrupa’da görülmektedir. İnsanlar, Darwinizm safsatasının gerçek yüzünü anlar anlamaz, bu köhne teoriyi hızla terk etmişlerdir. Aldatılmayı hazmedememiş, yanıldıklarını hemen kabul etmiş ve büyük bir kararlılık ve şevkle Allah’a yönelmişlerdir. Avrupa ülkelerinin devlet başkanlarına da Yaratılış Atlası bizzat ulaşmış ve bu eseri okuyup incelemelerinin ardından, önde gelen Avrupa devletlerinin liderleri fikir ve inançlarındaki değişikliği açıkça dile getirmekten çekinmemişlerdir. Materyalist bakış açısından kurtulduklarını ve Allah’a yöneldiklerini çeşitli vesilelerle sürekli olarak dile getirmişler, bu yönde faaliyetlerde bulunmuşlardır. Buna iki örnek Tony Blair ve Sarkozy'dir. Her ikisinin de Yaratılış Atlası’nı okuduktan sonra aşağıdaki yazıdan anlaşılacağı gibi fikirlerinde çok esaslı değişiklikler olmuştur.
Etkilendiği ana noktanın din olduğunu açıkça ifade eden ve kendi adını taşıyan “İnanç Vakfı”nı kuran İngiltere eski Başbakanı TONY BLAIR:
“Dini inancın önemini anlamadan çağdaş dünyayı anlayamazsınız.”
Fransa Cumhurbaşkanı NICHOLAS SARKOZY:
“Her insanın düşüncesinde ve kalbinde var olan Yüce Allah’tır. İnsanı esir kılmayan, onu özgür kılan Allah’tır. İnsanların ölçüsüz kibrine ve deliliğine karşı bir sur olan Allah’tır. Tüm farklılıkların ötesinde, sürekli olarak insanlara bir alçakgönüllülük ve sevgi mesajı, barış ve kardeşlik mesajı, hoşgörü ve saygı mesajı veren Allah’tır.
Sarkozy’nin ifadelerinde meydana gelen bu ciddi ve ani değişimin kaynağının Yaratılış Atlası olduğunu, Fransa’nın günlük gazetelerinden La Libération açıkça dile getirmiştir:
“Sarkozy'nin yaratılışçıların ve laiklik karşıtlarının söylemlerini doğrulayan açıklamaları beni çok şaşırttı... Medya İslami yaratılışçı akımlardan pek endişelenmiyordu. Ta ki Türk yazar Harun Yahya'ya ait olan Yaratılış Atlası binlerce kişiye ulaşıncaya kadar. Tek bir hamlede tam bir panik gerçekleştirdi, çünkü Müslüman bir ülkeden gelen bir kitap, gerçeklikler denizine adeta bir tuğla gibi düştü.
Yaratılış Atlası, Deccal’in 150 Yıllık Aldatmacasına Son Noktayı Koymuştur
Darwinistlerin binlerce okulu, enstitüsü, kurumu, kuruluşu, üniversitesi, yüz milyonlarca dolarlık bütçesi, on binlerce profesörü, doçenti, bilim adamı vardır. Fakat DARWİNİZM’İN, MANTIĞI, AKLI VE BİLİMSEL DELİLİ YOKTUR. Propaganda ile 150 yıl boyunca insanlığı aldatmıştır.
Ta ki,
Yeraltından çıkarılan 100 milyonu aşkın fosilin canlıların hiç değişmediğini ispat etmesine kadar...
Tek bir proteinin bile tesadüfen oluşamadığının anlaşılmasına kadar...
Darwinistlerin tek bir tane bile ara form fosiline sahip olmadıklarının dünyaya ilan edilmesine kadar...
Yani Harun Yahya’nın Yaratılış Atlası’nın yayımlanmasına kadar...
ŞU ANDA DARWİNİSTLER MAĞLUP OLMUŞLAR VE DARWİNİZM’İN 150 YILLIK ÖMRÜ SONA ERMİŞTİR. İNSANLIĞA YAPILAN BU BÜYÜK OYUN, İŞLENEN BU BÜYÜK SUÇ, NİHAYET YARATILIŞ ATLASI VESİLESİYLE BOZGUNA UĞRAMIŞTIR.
Ancak, Darwinistler bu duruma bir son verebilmek için kendilerince çeşitli tedbirler almaktadırlar. Bir bölümü Yaratılış Atlası’nı yasaklatmaya çalışmakta, bir bölümü kitapların yakılmasını tavsiye etmekte, bir bölümü dağıtımını engellemek için zorbalık yapmakta, bir bölümü “Bu kitapları sakın okumayın!” demektedir. Diğer bir bölümü ise kendilerince, bilimsel bir değeri bulunmayan, mantıksız ve demagojiden öteye gitmeyen yazılar yazıp durumu kurtarmaya çalışmaktadır.
Ancak Darwinistlerin bu çaresiz girişimleri, beklentilerinin aksine, Yaratılış gerçeğinin bir çığ gibi yayılmasına vesile olmaktadır.
Darwinistler bu yazılarında yaratılışı ispat eden 100 milyon delilden bahsetmemektedirler. Proteinlerin tesadüfen oluşamayacağını bir türlü dile getirememektedirler. Tek bir tane bile ara fosile sahip olmadıklarını itiraf edememektedirler. Beyinde en kaliteli televizyondan daha kaliteli, tam renkli olarak oluşan 3 boyutlu görüntüyü kimin seyrettiğini açıklamaya yanaşmamaktadırlar. Yine beyinde en kaliteli ses sistemlerinden daha kaliteli oluşan sesi kimin duyduğundan da bahsetmemektedirler. Sadece “Evrim tesadüfen oluşamaz, ama tesadüfen olmuştur. Bütün bunlar için mucize gerekir. Ama mucize yoktur” gibi mantık sefaleti mantıklarla kendilerince evrimi anlatmaya çalışmaktadırlar. “Canlılığın baştan sona sonsuz akla sahip, mükemmel bir gücün etkisi ile oluştuğu” yönünde açıklamalarda bulunmakta, fakat bunun da tamamen tesadüfler sonucu oluştuğunu söylemektedirler. Bahsettikleri bu tesadüfün mucizevi bir tesadüf olduğunu iddia etmekte, binlerce, on binlerce mucizenin üst üste gelerek evrimi oluşturduğu yönünde bir mantık kurmaktadırlar.
Oysa bunun diğer anlamı şudur: “BİNLERCE, ON BİNLERCE MUCİZE TESADÜFEN OLUŞAMAYACAĞINA GÖRE HER ŞEYİ SONSUZ GÜÇ SAHİBİ ALLAH YARATMIŞTIR.” Darwinistler bu gerçeği bilmekte, fakat ikrar edememektedirler.
DARWİNİZM MAĞLUP OLMUŞTUR: Bunu görmek için Yaratılış gerçeğini ispatlayan 100 MİLYON FOSİLİN VARLIĞI YETERLİDİR. Fakat hiç kimsenin bu konuda şüphesi kalmaması, demagojiyle Darwinistlerin hiçbir şey halledemeyeceklerinin bilinmesi için Darwinizm’i çökerten şu detayları tekrar belirtmekte fayda vardır: Ortalama büyüklükteki BİR PROTEİNİN TESADÜFEN MEYDANA GELME İHTİMALİ 10 üzeri 950’DE BİR, YANİ “SIFIR” İHTİMALDİR. Evrim teorisine delil olacak TEK BİR TANE BİLE ARA FOSİL YOKTUR. İnsanın evrimine en büyük delil olarak gösterilen PILTDOWN ADAMI VE NEBRASKA ADAMI FOSİLLERİ, ATIN EVRİMİ SERİSİ SAHTEDİR. Anne rahmindeki gelişim evrelerini evrime delil göstermeye çalışan HAECKEL’İN EMBRİYO ÇİZİMLERİ SAHTEDİR. İnsanın hayali evrimine delil olarak sunulmuş olan BÜTÜN KAFATASLARI BİLİMSEL YÖNDEN GEÇERSİZDİR. Uçuşun hayali evrimine delil gösterilmeye çalışılan TÜYLÜ DİNOZOR FOSİLLERİ SAHTEDİR. Karadan havaya hayali geçişin en önemli delili olarak gösterilen Archæopteryx’in MÜKEMMEL YAPIDA UÇUCU BİR KUŞ olduğu anlaşılmış ve AYNI DÖNEMDE YAŞAMIŞ KUŞ FOSİLİ ele geçirilmiştir. Yıllarca denizden karaya hayali geçişin en önemli delili olarak gösterilen COELACANTH’IN GÜNÜMÜZ DENİZLERİNDE DEFALARCA CANLISI BULUNMUŞTUR. Bunlar bilinen şeylerdir; fakat Darwinist yenilginin çapının daha iyi anlaşılması için tekrar gündeme getirilmesinde fayda vardır. Detaylı ve geniş bilgi için www.harunyahya.com, www.netcevap.org sitelerini ziyaret edebilirsiniz.
Yaratılış Atlası’nın Avrupa’daki bu güçlü etkisi, farklı Avrupa ülkelerinin önde gelen basın kuruluşları tarafından gerçekleştirilmiş bulunan anket sonuçlarında da kendini göstermiştir.
* Fransız Science Actualités sitesi tarafından gerçekleştirilen anket sonucuna göre, Fransa halkının %92’Sİ EVRİME İNANMAMAKTADIR.
* Almanya’nın en önemli yayınlarından Die Welt gazetesinin internet sitesinde sorulan “Size göre yaşam nasıl oluştu?" sorusuna katılımcıların %86’SI "ALLAH YARATTI" ŞEKLİNDE CEVAP VERMİŞTİR.
* Danimarka’nın yüksek trajlı Ekstra Bladet gazetesinin internet sitesindeki anket sonucuna göre, DANİMARKA HALKININ %88’İ İNSANLARIN MAYMUNDAN GELDİĞİNE İNANMAMAKTADIR.
* Almanya'nın en büyük gazetelerinden Süddeutsche Zeitung'un internet sitesinde yapılan ankete göre, ALLAH’A İNANANLARIN ORANI %87’DİR.
* İsviçre’nin yaygın okunan gazetelerinden Blick’in internet sitesindeki anket sonucuna göre, YARATILIŞA İNANANLARIN ORANI %85’DİR.
6 Ağustos 2008 Çarşamba
21.YÜZYIL, ALLAH'A YÖNELİŞİN MÜJDESİNİ VERMEKTEDİR
Materyalist ideolojilerin toplumlarda uygulanmasıyla, zayıfı ezen, devlet kurumuna karşı, aile kavramını hiçe sayan, barış, huzur, kardeşlik tanımayan, sevgi, vefa, saygı gibi manevi değerlerden uzak, sanattan, bilimden zevk almayan nesiller ortaya çıktı. Ahlaki değerleri yok sayan, yalnızca maddeye önem veren bu anlayışın hakim olmasıyla, insanlar adeta ruhsuzlaştırıldı. Allah'ın varlığını ve dini inkar eden bir dünya oluşturmaya çalışan materyalistler, insanlara, hiç kimseye karşı sorumlulukları olmadıkları ve hiç kimsenin hakkını gözetmeden diledikleri gibi yaşayabilecekleri yalanını empoze ettiler.
Bunda da kısmen başarılı oldular ve ortaya dinden tamamen uzak yaşayan ve insani duygulardan uzaklaştırılmış bir nesil çıktı. Darwinist eğitimle yetişen bu nesil, üniversitede hayat felsefesi olarak Darwinizm'in "güçlü olan yaşar, zayıf olan elenir", "hayat bir mücadeledir", "gelişmek için savaşmak gerekir" telkinlerini almış, bu telkinlerle dolu Darwinist kitapları okumuş bireylerden meydana geliyordu. Bunun neticesinde toplumda giderek artan sayıda dinsiz, Allah inancı olmayan, ahirete inanmayan, hesap gününü düşünmeyen insanlar meydana geldi. Üniversitelerde hocalar, siyaset yapan politikacılar, sanatçılar, sporcular, aydınlar, bilim adamları felsefe olarak materyalizmi benimsedikleri için, konuşmaları, fikirleri, ortaya çıkardıkları eserler hep bu dinsizliğin birer ürünü oldu. Bilim adamları yaptıkları keşifleri, yaratılış gerçeği yerine evrim safsatasına bağladı; edebiyatta, sanatta ortaya çıkan her eserin ana fikri materyalizme dayandırıldı; siyasetçiler, üniversite hocaları, aydınlar yaptıkları her konuşmada bu dinsiz felsefeyi övdüler.
İşte 19. yüzyılda filizlenmeye başlayan dinsiz ideolojilerin dünya toplumlarına hakim olmasının sonucunda, 20. yüzyıl belaların ve sıkıntıların çağı olarak tarih sahnesinde yer aldı.
Ancak artık 20. yüzyıl geride kaldı. Şu an 21. yüzyılda, yepyeni bir çağdayız. Geçtiğimiz yüzyılda materyalist felsefenin, -hangi isimle ortaya çıkarsa çıksın- yıkımdan başka bir şey getirmediğini gören dünya insanları artık Allah'a yöneliyor. Özellikle 20. yüzyılın son dönemlerinde başlayan bu dine ve maneviyata geri dönüş, hızla yayılarak tüm dünyayı sardı. Allah'a inanan, dua eden, yaratılış delillerini gören, aile, devlet, millet, ahlak gibi kavramlara hak ettikleri gerçek değeri veren toplumlar oluşmaya başladı.
Elbette bunun en büyük nedeni, dinsizlik propagandası yapan faşist ve komünist ideolojilerin oluşturduğu sistemlerin insanlara yaşatmış olduğu yıkım, sefalet, acı ve zulümdür. Özellikle Rusya'da, dinsizliğin doğurduğu felaketlere tüm dünya defalarca şahit olmuştur. Ekonomik bunalım, ahlaki dejenerasyon, açlık... Tüm bunlar Darwinist hezeyanları temel alan komünist Rusya'nın ardında bıraktığı kara tablonun bir parçasıdır. İşte tüm bu yaşananlar dünya insanlarına ders olmuş ve özellikle Batı dünyasında Allah'a yöneliş hız kazanmıştır.
Bu ani dönüş, birçok alanda çarpıcı bir şekilde kendini göstermektedir. Dünyanın önde gelen liderleri, politikacılar, askerler, hukukçular, sanatçılar, sporcular, bilim adamları, aydınlar Allah'a olan inançlarını açıkça ortaya koymaktadırlar. 20. yüzyılın Stalin, Lenin, Hitler, Mussolini gibi dinsiz, kanlı, zalim liderlerinin ve Marx, Engels gibi felsefecilerinin aksine, 21. yüzyılın çağdaş liderleri Allah inancının, maneviyatın ve barışın önemini kavramışlardır.
Liderlerin yanı sıra sanatçılar, bilim adamları, sporcular, yazarlar, aydınlar çalışmalarında, yaptıkları açıklamalarda Allah'ın ismini anarak, Batı'da dine ve maneviyata yönelişin önemini ifade etmektedirler. Son yıllarda düzenlenen ödül törenlerinde sanatçıların büyük çoğunluğu Allah'a olan şükranlarını dile getirmekte, sporcular başarılarının Allah'ın bir lütfu olduğunu belirtmekte, birçok bilim adamı yaratılış gerçeğini kabul etmektedir. Aynı şekilde 21. yüzyıl insanları da bu önemli gerçeğin bilincindedirler. Tüm bu gelişmeler 19. yüzyılda yaygın olarak benimsenen materyalist felsefenin, 21. yüzyılda yerini tekrar Allah inancına, doğruya, barışa, güzel olana bıraktığını göstermektedir.
Bu, Allah'ın insanlara vaadidir:
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra Suresi, 81)
Allah'a Yönelişin Toplumdaki Yansımaları
Son yıllarda medyada "Allah'a inanıyorum", "her gece dua ederim, "Allah'a şükretmediğim tek bir günüm bile geçmiyor.", "Allah sizi ve ülkemizi korusun", "Allah'a teşekkür ederim" gibi başlıklı haberlere çok sık rastlıyoruz. Ancak bu haberlerde üzerinde dikkatle durulması gereken nokta, bu sözleri kimlerin söylediğidir. Bu sözlerin sahipleri dünyada milyonlarca kişinin beğeniyle izlediği sanatçılar, gençlerin şarkılarını ezbere bildiği şarkıcılar, insanların maçlarını takip ettiği sporcular veya dünya politikasına yön veren ülkelerin liderleridir. Toplumun önde gelen kişileri, bu sözleriyle tüm dünyada büyük bir hızla yayılan Allah'a yönelişin en somut örneğini sergilemektedirler. Bu insanlar inançlarını dile getirmekten hiç çekinmeden, her fırsatta Allah'a olan sevgilerini ve bağlılıklarını vurgulamaktadırlar. Sanatçılar, kendileriyle yapılan röportajlarda, albümlerinin kapaklarında, çevirdikleri filmlerde, söyledikleri şarkılarda, ödül törenlerinde; politikacılar günlük hayatlarında, verdikleri demeçlerde kısacası her fırsatta Allah'a karşı olan bağlılık duygularını anlatmaktadırlar.
İngiltere ve Amerika gibi dünyanın en gelişmiş ülkelerinin başında olan liderler de yaptıkları birçok konuşmada Allah'a yönelişin, manevi değerlerin insanlık açısından öneminin üzerinde durmaktadırlar.
Örneğin dindar kimliğiyle tanınan İngiltere Başbakanı Tony Blair, 2001 yılı Ocak ayında düzenlenen bir toplantıda, İslam'daki sosyal adalet kavramının kendisini çok etkilediğini söylemiştir. Ve yine Kuran'da yer alan zekatı örnek vererek yardımlaşmanın toplumlarda yaygınlaşmasını umduğunu dile getirmiştir. Tony Blair'in bu sözleri, tüm dünyada Kuran ahlakına yönelişe büyük bir ihtiyaç olduğu ve bu sürece hızla girildiğini göstermektedir.
İngiltere'nin yanı sıra dünyada en çok söz sahibi olan ülkelerden olan Amerika'da da durum farklı değildir. Amerika'nın eski başkanı Bill Clinton, 1997 senesinde inanç özgürlüğüyle ilgili bir genelge yayınlayarak her kesimden insanın huzur ve güvenlik içinde ibadetlerini yerine getirmesine imkan sağlamıştır. Bunun yanı sıra İslam dinine olan hayranlığını defalarca dile getirmiş, tüm dünyada barışın sağlanması için insanları Allah'a dua etmeye davet etmiş, Kuran'dan ayetleri örnek vererek insanları dine yönelmeye teşvik etmiştir. Bill Clinton ayrıca, tarihin en büyük buluşlarından biri olan Genom Projesi'nin açıklanmasının ardından tüm dünyaya hitaben yaptığı konuşmasında, "Allah'ın yaşamı yarattığı dili öğreniyoruz'' diyerek başladığı sözlerini "Allah'ın en kutsal armağanının ne kadar harika, güzel ve kompleks olduğunu daha yakından anlıyoruz'' diyerek tamamlamıştır.1
Clinton, bu sözleriyle tüm dünyada hızla yayılan Allah'a ve yaratılış gerçeğine dönüşü dile getirmiştir. Yine 19 Ocak 2001 tarihinde Amerikan halkına hitaben yaptığı "Veda Konuşması"nı da şu sözlerle noktalamıştır: "Allah sizi korusun, Allah Amerika'yı korusun."
Yeni başkan olan George W. Bush da, başkanlık seçimleri öncesinde Amerika'da devletokullarında, Yaratılış'ın okutulması gerektiğini vurgulamış, dini ve ahlaki eğitime önem verilmesi gerektiğini dile getirmiştir.
Son olarak Newsweek dergisinin Ocak 2001 sayısındaki bir makalede Meksika'nın yeni başkanı Vicente Fox'un, yaklaşık bir yüzyıldan sonra ülkenin yönetimini ele alan en açık dindar olduğu yazılmıştır. Tüm bunlar Batı'nın yeni liderlerinin, Allah'a yönelişin önemini kavradıklarını açıkça göstermektedir. Dünya liderlerinin yanısıra sanat dünyasında da Allah'a dönüşün izleri açıkça görülmektedir. Dünyaca ünlü sinema oyuncularının her biri artık demeçlerinde Allah'a olan inançlarını vurgulamaktadırlar. Örneğin sinema dünyasının önde gelen isimlerinden Oscar ödüllü sinema oyuncusu Denzel Washington, bir röportajında başından geçen bir olay için "bu Allah'ın planı, benim değil", "şu an bulunduğum yere Allah'ın yardımıyla geldim" diyerek Allah'a ve kadere olan inancını ve Allah'a olan güvenini dile getirmiş, ayrıca çocuklarını da Allah inancıyla yetiştirdiğini belirtmiştir.2
Ünlü komedyen Jim Carrey ise bir röportajında sahip olduğu yetenek için Allah'a şükrettiğini açıkça dile getirmiştir.
Bunların yanı sıra Arnold Schwarzeneger, Mel Gibson, Sharon Stone, Jean-Claude Van Damme gibi birçok ünlü de yaşadıkları hayatın geçiciliğini anlayıp, Allah inancına yönelen ünlülerdir.
Sinema oyuncularının Allah'a yönelişlerindeki bu dikkat çekici artışın yanı sıra, son yıllarda çevrilen Holywood filmlerinde dini temaların işlenmesi de bu açıdan önemlidir. Milyonlarca dolar masraf yapılarak, en son teknoloji kullanılarak çekilen "Armageddon", "End of Days" (Şeytanın Günü), "Resurrection" (Diriliş), "Devil's Advocate" (Şeytanın Avukatı), "Stigmata" gibi filmlerde senaryolar Allah inancı, kıyamet günü, melek, şeytan, kader konuları üzerine kurulmuştur.
Sanat dünyasının müzisyen çevresinde son yıllarda yaşanan Allah inancına yönelişin örneklerini görmek mümkündür. Bunu anlamak için her yıl düzenlenen Müzik Ödülleri Törenleri'nden sadece birini takip etmek bile yeterlidir. Grammy, Brits, VH1, MTV Müzik Ödülleri gibi törenlerde ödül alan sanatçıların yüzde doksanı yaptıkları konuşmalarda ilk önce Allah'a teşekkür etmektedirler.
Örneğin ünlü genç şarkıcı Shakira, 2000 senesinde MTV'nin düzenlediği Müzik Ödülleri Töreni'nde ödülünü aldıktan sonra "bana bu hediyeyi verdiği için Allah'a teşekkür ederim" demiş, yine bir başka ünlü şarkıcı olan Lauryn Hill, 1999 senesinde düzenlenen Grammy Ödül Töreni'nde Allah'a olan inancını dile getirmiştir. Bunların yanı sıra ünlü şarkıcı Sinéad O'Connor, "Allah bana yardım etti, bana sesimi... verdi" diyerek, sahip olduğu yeteneğin Allah'ın bir nimeti olduğunu belirtmiştir. Dünyanın en ünlü gitaristlerinden biri olan Carlos Santana da bir ödül töreninde sanatçılara hitaben yaptığı konuşmasında müzik kabiliyetinin Allah'ın verdiği bir yetenek olduğunu milyonlarca insana hatırlatmıştır.
Bir başka dikkat çekici nokta da, hergün televizyonlarda onlarca kere yayınlanan bu şarkıcıların söyledikleri şarkıların sözleridir. Bu sözlerin birçoğunda Allah'a sığınma, Allah'a yalvarma, dua şeklinde ifadeler vardır. Bu, çok önemli bir noktadır. Bu şarkıları ezberleyen, sürekli söyleyen her genç aslında Allah'a yalvardığının, Allah'ın ismini andığının farkındadır. Örneğin gençlerin oluşturduğu çok ünlü bir grup olan Boyz II Men, bir şarkılarında sadece Allah'a yalvararak, dua etmektedirler. Bu gençleri seven milyonlarca hayranı da onların Allah'a olan samimi yakınlıklarını kendilerine örnek almaktadır.
Bu şarkıcıların albüm kapakları dikkatlice incelendiğinde Allah'a olan yönelişleri burada da açıkça görülebilir. NSYNC, Backstreet Boys gibi özellikle genç şarkıcılardan oluşan grupların çıkardıkları son albümlerin kapakları çok önemli mesajlar içermektedir. Dünyada milyonlarca genç hayranı olan, her yıl onlarca ödül alan NSYNC grubunun "No Strings Attached" adlı albümlerinin kapağında yer alan teşekkür sözleri, özellikle gençlerin Allah'a yönelişinin en büyük delilidir. Bu gençlerden biri olan Chris Kirkpatrick'in Allah'a olan inancını yansıtan sözleri şöyledir:
"Beni koruduğu ve bana verdiği hediyeyle insanlara ulaşma fırsatı verdiği için Allah'a teşekkür ederim. Tüm bunları bana veren Sen'sin ve Sana sonsuz şükürler olsun."
22 Temmuz 2008 Salı
ADNAN OKTAR'IN RÖPORTAJLARI
En yeni Röportajları ve Belgeselleri www.harunyahya.tv den ücretsiz izleyebilirsiniz.
ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (Mayıs 2008)
Kadir Çelik’in sunduğu Objektif isimli programa katılan Sayın Adnan Oktar, 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 9 Mayıs 2008 tarihinde verdiği ve kendisiyle birlikte yargılanan 7 kişiyi içine alan ceza kararı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunuyor. Sayın Adnan Oktar bu röportajda BAV mensuplarının bütün insanların gözünde vicdanen beraat ettiklerini ve gerçekte önemli olanın bu olduğunu belirtiyor. Davanın tek delili olarak kullanılmaya çalışılan ve emniyette göz altında bulundukları sırada, yanlarında avukat olmadan alınan ifadelerin kanunen geçerli olmadığını anlatıyor. Dava dosyasının birçok hukuk profesörüne ve hukuk konusunda uzman kişilere gösterildiğini ve mütaalaların alındığını belirten Sayın Oktar, Türkiye’de “bu dosya cezalıktır” diyen tek bir uzmana rastlamadıklarını ifade ediyor...
OBJEKTİF PROGRAMI'NDA YAYINLANMAYAN GÖRÜNTÜLER - 25.12.2007
25 Aralık 2007 tarihinde Kadir Çelik'in sunduğu Objektif programında Adnan Oktar röportajından yayınlanmayan görüntüleri buradan izleyebilirsiniz.
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ (İstanbul, 20.12.2007)
Sayın Adnan Oktar'ın Vatan TV için verdiği röportajı buradan izleyebilirsiniz.
VAKTİN YAKLAŞTIĞI MASONLARIN TELAŞINDAN ANLAŞILIYOR (HİLAL TV)
AVRUPA BİRLİĞİ'NİN GERÇEK YÜZÜ (HİLAL TV)
PKK'YA GERÇEK ÇÖZÜM (HİLAL TV)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ (İstanbul, 3 Aralık 2007)
Sayın Adnan Oktar'ın Hilal Tv, Sözün Gücü programı için verdiği röportajı.
ADNAN OKTAR'IN EKREM KIZILTAŞ'A VERDİĞİ RÖPORTAJ (20.10.2007)
Evrimcilerin ana amacı nedir ve bu amaç insanlık için neden büyük bir tehlikedir? Avrupa Parlamentosu neden Yaratılış Atlası kitabının Avrupa’da okunmasını yasaklamaya çalışmaktadır? Bu gibi soruların cevaplarını ve milyonlarca yıldır değişmeyen canlılara ait fosillerin evrim teorisine vurduğu darbe gibi daha birçok önemli konuyu bu röportajda bulacaksınız.
ADNAN OKTAR'IN KADİR ÇELİK'E YAPTIĞI SON AÇIKLAMALAR (22.10.2007)
Sayın Adnan Oktar'ın 22 Ekim 2007 tarihinde Kadir Çelik'e yaptığı, Avrupa Parlamentosu’nda Yaratılış Gerçeğinin yayılmasını önlemek amacıyla alınan kararın arkasında yatan gerçekler, Darwinizm’le mücadelenin neden son derece önemli bir konu olduğu gibi son açıklamaların tamamını buradan izleyebilirsiniz.
İRAN TELEVİZYONU PRESS TV İLE YAPILAN RÖPORTAJ (28.09.2007)
Press TV’ye verilen bu röportajda, Masonluk ve Siyonizm hakkındaki gerçekler, şeytanın insanlar üzerindeki olumsuz etkisi, ahir zaman alametleri, Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne dönüşü, Hz. Mehdi’nin imanın nuruyla tanınacak olması gibi konular hakkında Sayın Adnan Oktar önemli açıklamalarda bulunuyor.
AL JAZEERA TELEVİZYONU İLE YAPILAN RÖPORTAJ - Arapça Yayın (06.08.2007)
AL JAZEERA TELEVİZYONU İLE YAPILAN RÖPORTAJ (06.08.2007)
Sayın Adnan Oktar'ın 6 Ağustos 2007 tarihinde Al Jazeera Televizyonuna verdiği röportajın tamamını buradan izleyebilirsiniz. Sn. Adnan Oktar'ın hayatı, ailesi, kitapları konusundaki sorulara verdiği cevaplar, komünist bölücü örgüte karşı ilmi mücadelenin önemi gibi çok çeşitli açıklamalarını bu röportajda dinleyebilirsiniz.
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (05.08.2007)
Sayın Adnan Oktar'ın 5 Ağustos 2007 tarihinde "Yaratılış Atlası"nın yurtdışındaki etkisini ve Papa 16. Benedict'in evrim teorisi ve yaratılış konusundaki yorumlarını değerlendirdiği basın toplantısının tamamını buradan izleyebilirsiniz.
BASIN TOPLANTISI BOĞAZ TURU DÜNYA BASINI - Bölüm 2 (08.06.2007)
BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (08.06.2007)
Bu basın toplantısında yer alan konu başlıkları şunlardır: Tek bir İslam vardır, Mimar Sinan Üniversitesi yılları, Komünizm, Faşizm ve Masonluğun temelinde Darwinizm vardır. Türk Devletleri tek bir çatı altında toplanmalı, Dünya “Altın Çağ”a yaklaşıyor, Yaratılış Atlası’nın dünyadaki etkileri....
FRANSIZ BASINI İLE YAPILAN RÖPORTAJ (26.05.2007)
Bu özel röportajdaki yer alan bazı başlıklar şunlardır: Yaratılış Atlası “atom bombası etkisi” yaptı. Dünyadaki savaşların sebebi Darwinizm mi? Darwin Hitler’i etkileyen kişiydi. Milyonlarca yıllık yüzlerce fosil canlıların hiçbir değişikliğe uğramadığını gösterir. Tek bir ara geçiş fosili yoktur…
FRANSIZ VE TÜRK MEDYASI İLE ORTAKLAŞA YAPILAN BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25.05.2007)
Basın Toplantısından BaşlıklarYaratılış Atlası'nın Fransa'ya gönderilmesi.Laiklik dinin garantisidir. Bırakın yaratılış da anlatılsın, herkes kendi karar versin.Fikirden korkulması medeni değildir. Kitapların yasaklanması özgürlüğün kısıtlanması anlamına gelir.Yaratılış Atlası, yakın zamanda Fransa'da olduğu gibi birçok ülkede büyük etki yaptı.Papa Darwinizm'e inanmıyor.Bir çok profesörden, araştırmacıdan ve önemli politikacılardan teşekkür mektubu aldık.10-15 yıl sonra Evrim Teorisi bir hikaye olarak anlatılacak.Darwinizmin sonunun gelmesi terörizmi de bitirecektir. Bundan sonra ülkeler Altın Çağ adı verilen bir barış dönemine girecekler.
BAV BASIN TOPLANTISI -(23.05.2007)
OBJEKTİF PROGRAMI- ADNAN OKTAR İLE YAPILAN RÖPORTAJ - 02 (24.05.2007)
Sayın Adnan Oktar’ın Yargıtay kararına ilişkin değerlendirmesi, Müslümanların Allah yolunda uğradıkları iftiraların onlar için bir iftihar vesilesi olduğu, ailelerle ilgili olarak kamuoyuna yansıyan bazı iddialar hakkındaki gerçekler bu röportajda yer alan önemli konulardan bazıları. Ayrıca Sayın Adnan Oktar, Kadir Çelik’e verdiği bu röportajda BAV camiasını yıldırmaya çalışanların boşa çaba harcadığını bir kere daha açıklıyor.
BAV BASIN TOPLANTISI - (19.05.2007)
21 Temmuz 2008 Pazartesi
ADNAN OKTAR'IN (HARUN YAHYA) KALEMİNDEN
Bunlar, sana doğru haber (kıssa) olarak aktardığımız (geçmişteki) nesillerin haberleridir. Onlardan kimi ayakta kalmış, (hala izleri var, kimi de) biçilmiş ekin (gibi yerle bir edilmiş, kalıntısı silinmiş) dir.
Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Böylece Rabbinin emri geldiği zaman, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları, onlara hiçbir şey sağlayamadı, 'helak ve kayıplarını' artırmaktan başka bir işe yaramadı. (Hud Suresi, 100-101)
İnsanoğlunu yaratan, onu ruhen ve bedenen şekillendiren, belirli bir ömür süresince yaşatan ve sonra da öldürerek kendi katına alacak olan Allah'tır. Allah insanı yaratmıştır ve "O, yarattığını bilmez mi?" (Mülk Suresi, 14) ayetine göre, insanı bilen, tanıyan ve ihtiyaçlarını karşılayıp onu eğitecek olan O'dur. Dolayısıyla insanın hayattaki tek amacı, Allah'ı tanımak, O'na yakınlaşmak ve O'na kulluk etmek olmalıdır. Aynı nedenle insan, kendisine tek yol gösterici olarak Allah'ın insanlara elçileri aracılığıyla ulaştırdığı saf mesajını, vahyini edinmelidir.
Allah'ın son kitabı ve bozulmamış tek vahyi ise Kuran'dır.
Bundan dolayı bizler, kendimize en büyük rehber, en büyük yol gösterici olarak Kuran'ı edinmek ve Kuran'ın tüm hükümlerine titizlik göstermekle yükümlüyüz. Dünyadaki ve ahiretteki kurtuluşun tek yolu budur.
Bu durumda Allah'ın Kuran'da bizlere neler bildirdiğini, son derece titiz ve dikkatli bir biçimde incelemek ve bunlar üzerinde düşünmek gerekir. Nitekim Allah, Kuran'ın gönderiliş amacının insanları düşünmeye yöneltmek olduğunu bildirir:
İşte bu (Kuran) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İbrahim Suresi, 52)
Kuran'ın oldukça büyük bir bölümünü oluşturan geçmiş kavimlerin haberleri de kuşkusuz üzerinde düşünülmesi gereken konulardan biridir. Bu kavimlerin büyük bölümü, kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamış, hatta onlara düşmanlık göstermiş kavimlerdir. Bu taşkınlıklarından dolayı da Allah'ın azabıyla karşılaşmışlar ve yeryüzünden silinmişlerdir.
Allah Kuran'da, bu helak olaylarının sonraki insanlara da birer ibret olması gerektiğini bildirir. Örneğin Allah'a isyan eden bir grup Yahudi'ye verilen bir ceza anlatıldıktan sonra, "Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir öğüt kıldık" denmektedir. (Bakara Suresi, 66)
İşte bu nedenle bu kitapta, Allah'a isyan ettikleri için helak edilmiş bazı eski toplumları inceleyeceğiz.
Söz konusu helak olaylarını incelememizin bir ikinci nedeni ise, bu olayları anlatan Kuran ayetlerinin dış dünyadaki karşılıklarını ortaya çıkarmak ve Kuran'ın sözünün doğruluğunu göstermektir. Çünkü Kuran, "Allah'a hamdolsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız" (Neml Suresi, 93) hükmü ile Allah'ın ayetlerinin dış dünyada görüleceğini vaat etmektedir ve bunları bilip tanımak da insanı imana götüren başlıca yoldur.
Kuran'da anlatılan helak olaylarının hemen hepsi ise, çağımızda yapılan arşiv araştırmaları ve arkeolojik bulgular sayesinde "görülecek" ve "bilinip-tanınacak" hale gelmiştir. Bu kitapta Kuran'daki helak olaylarının izlerini inceleyeceğiz. (Bu arada, Kuran'da anlatılan bazı kavimlere bu kitapta değinmediğimizi de belirtmek gerekir. Çünkü Kuran'da kavimlerden bazıları için yer ve zaman bildirilmemekte, sadece bunların Allah'a ve peygamberlere olan isyan ve düşmanlıkları ve bunun sonucu başlarına gelenler konu edilerek insanlar ibret almaya çağrılmaktadır.)
Amacımız, birer "ibret verici ceza" olan bu olayları birer "öğüt" olmaları için gözler önüne sermektir.
http://yeryuzundegezipdolasin.com/
adresini ziyaret ederek mükemmel bilgilerden ücretsiz olarak yararlanabilirsiniz.

















